Kilitli Kapılar Ardında
Chapter 1 — Kilitli Kapılar Ardında
Kalabalığın uğultusu başımın içinde zonklarken, nikah masasına doğru yürürken adımlarımı sayıyordum. Üç yüz on iki... Üç yüz on üç... Her adım, hayatımın geri kalanını geçireceğim adamdan biraz daha uzaklaşıyormuşum gibiydi. Ama geri dönüş yoktu. Yok olamazdı.
İstanbul Boğazı'nın kıyısındaki bu lüks yalı, sadece zenginliğin değil, aynı zamanda bir hapsin sembolüydü benim için. Dedem, ülkenin en köklü ailelerinden birinin reisi, beni Arhan Soykan ile evlenmeye zorlamıştı. Soykan Holding'in varisi, yakışıklı, güçlü ve... bana tamamen yabancı. Oysa benim kalbim, bambaşka bir adam için atıyordu.
Arhan, beni beklerken dimdik duruyordu. Gözlerinde bir parıltı yoktu, sadece görevini yerine getiren bir asker gibiydi. Bu evliliğin onun için de bir zorunluluk olduğunu biliyordum. İki ailenin çıkarları, bizim kaderimizi çizmişti.
"Hazır mısın?" diye fısıldadı Arhan, yanına vardığımda. Sesi soğuk ve mesafeliydi. Başımı salladım. Kelimeler boğazımda düğümlenmişti.
Nikah memuru konuşmaya başladığında, etrafımdaki her şey bulanıklaştı. Annemin gururlu bakışları, babamın endişeli yüzü, dedemin memnun sırıtışı... Hepsi birer kabustu sanki. Tek düşünebildiğim, yıllardır içimde sakladığım o yasak aşkın imkansızlığıydı.
Lise yıllarında başlamıştı her şey. Edebiyat öğretmenimiz, genç, idealist ve bir o kadar da karizmatik olan Güneş Hoca... İlk başlarda sadece hayranlık duyduğumu sanmıştım. Ama zamanla, o hayranlık, tutkulu bir aşka dönüştü. Güneş Hoca da bana karşı boş değildi. Gizli buluşmalarımız, yasak öpücüklerimiz, fısıltılarla dolu gecelerimiz... Hepsi birer rüyaydı.
Dedem bu ilişkiyi öğrendiğinde, dünyam başıma yıkılmıştı. Güneş Hoca'yı okuldan kovdurmuş, beni de Arhan ile evlenmeye zorlamıştı. Güneş'i bir daha görmemem için her şeyi yapmıştı. Ama kalbimdeki yangını söndürememişti.
"…Evet diyor musunuz?" Nikah memurunun sesi beni kendime getirdi. Gözlerim Arhan'ınkilerle kesişti. Derin bir nefes aldım. Hayır demeliydim. Her şeyi riske atmalıydım. Ama dedemin tehditleri kulaklarımda çınlıyordu: "Eğer bu evliliği bozarsan, Güneş'in hayatını cehenneme çeviririm!"
"Evet…" diye fısıldadım. Sesim o kadar cılızdı ki, duyulup duyulmadığından bile emin değildim. Ama Arhan'ın yüzünde hafif bir rahatlama ifadesi belirdi. Nikah memuru, "Ben de sizi karı koca ilan ediyorum," dediğinde, sanki üzerime bir mezar taşı düşmüştü.
Davetliler alkışlamaya başladı. Arhan, yüzüme eğilip dudaklarıma hafif bir öpücük kondurdu. O an, kalabalığın arasından bir çift gözün bana dik dik baktığını hissettim. Gözlerimi o yöne çevirdiğimde, tanıdık bir siluet gördüm: Güneş. Yüzü acı ve öfkeyle doluydu. Elini yavaşça cebine götürdü…