Küllerden Doğan Nefret
Chapter 1 — Küllerden Doğan Nefret
Kan lekesi, pahalı ipek halının üzerinde, tıpkı günah gibi yayılıyordu. Defne, elindeki kristal kadehi sımsıkı tutarken, dudaklarından acı bir tebessüm firar etti. Babasının cansız bedeni, çalışma masasının arkasında, yüzü koyun yatıyordu. Katil kim miydi? Cevap aynada yankılanıyordu.
İstanbul, iki kıtayı birbirine bağlayan, aşkların ve ihanetlerin şehriydi. Ama Defne için, artık sadece intikamın sahnesiydi. Babası, şehrin en güçlü inşaat şirketlerinden birinin sahibiydi. Varlığı, pek çok düşmanı da beraberinde getirmişti. Ancak Defne, katilin kim olduğunu biliyordu. O adam, onun hayatının en karanlık parçasıydı: Demir Aslanlı.
Demir… Soyadı gibi sert ve acımasızdı. Yıllar önce, Defne'nin kalbini çalıp, sonra da paramparça etmişti. Şimdi ise, babasının ölümünün arkasındaki en büyük şüpheliydi. Aslanlı Holding, babasının şirketine göz dikmişti ve Demir, bu uğurda her şeyi yapabilecek bir adamdı. Defne, tırnaklarını avuçlarının içine geçirerek, intikam yemini etti. Demir Aslanlı, bu yaptığının bedelini ödeyecekti.
Günler, acı ve planlarla geçti. Defne, babasının şirketinin başına geçmişti. Gözyaşlarını içine akıtmış, güçlü ve kararlı bir kadın imajı çizmeye çalışıyordu. İlk hedefi, Demir'in planlarını bozmaktı. Bunun için, onun dünyasına girmek, onun gibi düşünmek zorundaydı.
Bir akşam, Aslanlı Holding'in düzenlediği bir davete katıldı. Şehrin elitleri, şıklık yarışındaydı. Defne, derin yırtmaçlı, siyah bir elbiseyle salona girdiğinde, tüm gözler ona döndü. Amacı dikkat çekmekti ve bunu başarmıştı. Kalabalığın içinde, Demir'i aradı.
Ve işte, oradaydı. Uzun boyu, geniş omuzları ve keskin hatlarıyla, adeta bir heykeli andırıyordu. Gözleri, koyu birer gece gibiydi. Defne'nin kalbi, yıllar sonra tekrar aynı acımasız ritimde atmaya başladı. Demir de onu fark etmişti. Gözleri buluştuğunda, Defne'nin içinde hem nefret, hem de bastırılmış bir arzu alevlendi.
Demir, kalabalığı yararak Defne'ye doğru ilerledi. Her adımı, Defne'nin içindeki ateşi daha da körüklüyordu. Yaklaştıkça, Demir'in parfümünün kokusu, anıları canlandırdı. O kokuyu ne kadar özlediğini fark etti. Kendine lanet etti.
"Defne Hanım, sizi burada görmek ne büyük sürpriz," dedi Demir, sesi buz gibiydi. Ama gözlerinde, okuması zor bir ifade vardı. Belki de sadece Defne öyle görmek istiyordu.
"Demir Bey, davetiniz için teşekkür ederim," diye cevap verdi Defne, sesi aynı derecede soğuktu. "Babanızın ani kaybı için başsağlığı dilemek istedim."
Demir'in yüzünde alaycı bir gülümseme belirdi. "Başsağlığı dilekleriniz için teşekkür ederim. Ama babanızın ölümü, iş hayatımızı etkilemeyecek."
"Öyle mi dersiniz?" diye sordu Defne, kaşlarını kaldırarak. "Bence her şey yeni başlıyor."
Gece ilerledikçe, Defne ve Demir arasındaki gerilim, elle tutulur hale geldi. Her bakış, her söz, adeta birer meydan okumaydı. Defne, Demir'in etrafında dolanarak, onun sırlarını öğrenmeye çalıştı. Demir ise, Defne'nin oyununa karşılık veriyor, onu kendi tuzağına çekmeye çalışıyordu.
Davetin sonunda, Defne, Demir'i tenha bir balkona kadar takip etti. Ay ışığı, yüzlerini aydınlatıyordu. Rüzgar, saçlarını dağıtıyordu. İkisi de sessizce birbirlerine baktılar.
"Neden buradasın Defne?" diye sordu Demir, sesi fısıltı gibiydi.
"Gerçeği öğrenmek için," diye cevap verdi Defne. "Babanı sen mi öldürdün?"
Demir, bir an duraksadı. Sonra kahkaha atmaya başladı. Kahkahası, gecenin sessizliğini yırtıyordu.
"Bu kadar aptal olabileceğini düşünmemiştim," dedi Demir, kahkahası kesilirken. "Gerçek çok daha karmaşık."
"Ne demek istiyorsun?"
Demir, Defne'ye doğru bir adım attı. Yüzleri birbirine yaklaştı. Defne, Demir'in nefesini hissedebiliyordu.
"Gerçek şu ki, Defne," diye fısıldadı Demir, "Baban, karanlık sırların içine batmıştı. Ve o sırların bedelini canıyla ödedi."
"Yalan söylüyorsun!"
"Yalan mı?" dedi Demir, alaycı bir şekilde. "O zaman sana bir sır daha vereyim. Baban, sadece bir piyondu. Asıl hedef…" Demir, Defne'nin kulağına doğru eğildi. "…sensin."
Tam o sırada, balkondan bir silah sesi yükseldi. Defne, şaşkınlıkla yere yığıldı. Demir, onu yakaladı. Defne'nin gözleri kapanırken, Demir'in çaresiz fısıltısını duydu: "Defne!"