Gece Çiçeğinin Kan Kırmızısı Yaprakları
Chapter 1 — Gece Çiçeğinin Kan Kırmızısı Yaprakları
Kanımın tadı ağzımda dans ediyordu; tatlı, metalik ve tehlikeli. Gözlerimi açtığımda, beni tutan ellerin buz gibi soğukluğunu hissettim. Yüzüme düşen uzun, siyah saçlar, beni tanıdık bir kâbusa hapsediyordu.
Burası, Ay Işığı Vadisi'ydi. Yüzyıllardır, insanoğlunun unutmaya çalıştığı, vampirlerin hüküm sürdüğü bir vadi. Göz alabildiğine uzanan karanlık ormanlar, gotik mimarinin ürkütücü örnekleriyle süslenmiş şatolar ve her köşesinde ölümün fısıltısı duyulan sessiz sokaklar… Burası, benim için hem bir hapishane, hem de bir lanetti.
Ben, Nilüfer. Ay Işığı Vadisi'nin varisi, Karanlıklar Lordu Vlad'ın tek kızı. Ama bu unvanlar, bana hiçbir zaman mutluluk getirmedi. Aksine, hayatımı bir trajediye dönüştürdü. Çünkü ben, bir insanla bir vampirin yasak aşkının meyvesiydim. Ve bu, vadideki her vampirin nefretini üzerime çekmeme neden olmuştu.
Vlad, babam… Acımasız, güçlü ve duygusuz. Beni bir silah olarak görüyordu. İnsan ve vampir kanının karışımından doğan gücüm, onu vadideki rakiplerine karşı daha da güçlendiriyordu. Bu yüzden beni hayatta tutuyordu. Ama sevgi ya da şefkat… Bunlar, Vlad'ın sözlüğünde olmayan kelimelerdi.
Gözlerimi açtığım odanın duvarları, kan kırmızısı ipeklerle kaplıydı. Ağır, gotik mobilyalar, odanın karanlık atmosferini daha da koyulaştırıyordu. Yatağın başucunda, beni izleyen iki figür vardı: Biri, babam Vlad; diğeri ise, vadinin en güçlü vampirlerinden biri olan, aynı zamanda da nişanlım Dimitri.
Dimitri'nin gözleri, buz gibi bir soğuklukla beni süzüyordu. Yüzünde sahte bir gülümseme vardı. O da babam gibi, beni bir araç olarak görüyordu. Vlad'ın gücünü miras alacak kişi olarak, Dimitri için mükemmel bir eştim. Ama kalbinde, bana karşı zerre kadar sevgi yoktu. Sadece hırs ve kıskançlık…
"Uyandığına sevindim, Nilüfer," dedi Dimitri, sesi ipeksi bir tehlike barındırıyordu. "Düğünümüz için hazırlıklar başlamalı artık."
Boğazımdaki düğüm büyüdü. Düğün… Bu kelime, benim için bir ölüm fermanıydı. Dimitri ile evlenmek, hayatımı sonsuz bir karanlığa mahkûm etmek demekti. Ama babama karşı gelemeyeceğimi biliyordum. Onun iradesi, vadideki her şeyden daha güçlüydü.
"Hazırım," diye fısıldadım, sesim titrek çıkmıştı. "Ne zaman isterseniz."
Vlad, yüzünde hiçbir duygu belirtisi olmadan bana baktı. "Düğün, Dolunay Gecesi'nde olacak. Her şeyin kusursuz olmasını istiyorum, Nilüfer. Beni hayal kırıklığına uğratma."
Dolunay Gecesi… O gece, vadideki tüm vampirlerin güçlerinin zirveye ulaştığı, kanın en yoğun aktığı geceydi. Benim için ise, o gece, hayatımın en karanlık anı olacaktı.
Odadaki sessizlik, Dimitri'nin alaycı kahkahasıyla bozuldu. "Endişelenme, Nilüfer. Seni hayal kırıklığına uğratmayacağım. Sana unutamayacağın bir Dolunay Gecesi yaşatacağım."
Titrek bir nefes aldım. Gözlerimi kapattım ve o an, içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Belki de umudum… Belki de ruhum…
Günler, işkence gibi geçiyordu. Düğün hazırlıkları, vadideki tüm vampirlerin ilgisini çekiyordu. Herkes, Karanlıklar Lordu'nun kızının düğününü merak ediyordu. Ama kimse, benim içimde kopan fırtınaları bilmiyordu.
Bir gün, odamın kapısı çalındı. Gelen, vadinin en eski ve en bilge vampirlerinden biri olan, aynı zamanda da babamın en yakın dostu Elias'tı.
Elias, bana her zaman bir baba figürü olmuştu. Onun gözlerinde, diğer vampirlerde görmediğim bir şefkat ve anlayış vardı. Belki de bu yüzden, ona içimi açmaktan çekinmiyordum.
"Nilüfer," dedi Elias, sesi endişeliydi. "Seninle konuşmam gereken önemli bir şey var."
Ona baktım, kalbim hızla çarpmaya başladı. Elias'ın yüzündeki ifade, iyi bir şey olmayacağını gösteriyordu.
"Vlad, sana bir sır saklıyor," dedi Elias, etrafına bakındıktan sonra. "Senin gerçek kökenlerin hakkında… Ve bu sır, hayatını değiştirecek."
Şaşkınlıkla ona baktım. Gerçek kökenlerim… Ne demek istiyordu?
"Anlamadım," dedim, sesim titriyordu. "Ne sırrından bahsediyorsun?"
Elias derin bir nefes aldı. "Vlad, senin annenin sadece bir insan olduğunu söyledi, değil mi?"
"Evet," diye yanıtladım. "Annem bir insandı. Bunu biliyorum."
Elias başını salladı. "Yanılıyorsun, Nilüfer. Annen… O, sıradan bir insan değildi. O, yüzyıllardır kayıp olan… Gece Çiçeği Klanı'nın son varisiydi."
"Gece Çiçeği Klanı mı?" diye fısıldadım. Bu ismi daha önce hiç duymamıştım.
"Evet," dedi Elias. "Gece Çiçeği Klanı, vampirler ve insanlar arasında barışı sağlamak için var olan, özel güçlere sahip bir klandı. Ama Vlad, bu klanın varlığını öğrenince, onları yok etti. Çünkü onların güçleri, onun hükümranlığına bir tehditti."
Şaşkınlıkla Elias'a baktım. Babam… Bir klanı yok etmiş miydi?
"Ve annen," diye devam etti Elias, "Gece Çiçeği Klanı'nın son varisi olduğu için, Vlad onu canlı tuttu. Onun kanı, sana özel bir güç verdi. Bir insan ve bir vampirin kanının karışımından doğan gücün yanı sıra, Gece Çiçeği Klanı'nın da gücünü taşıyorsun."
Nefesim kesildi. Bu… Bu inanılmazdı.
"Ama Vlad bunu bilmiyor," dedi Elias. "Senin Gece Çiçeği Klanı'nın gücüne sahip olduğunu bilmiyor. Eğer öğrenirse… Seni de yok etmek isteyecektir."
Korkuyla titremeye başladım. Babam… Beni yok etmek mi isteyecekti?
"Ne yapmalıyım?" diye sordum, çaresizce.
Elias, bana kararlı bir şekilde baktı. "Bu gücü kullanmalısın, Nilüfer. Kendini korumalı ve Gece Çiçeği Klanı'nın intikamını almalısın."
Tam o sırada, kapı aniden açıldı. İçeri giren, babam Vlad'dı. Yüzünde karanlık bir ifade vardı.
"Burada neler oluyor?" diye sordu Vlad, sesi buz gibiydi. "Elias, sana Nilüfer ile yalnız konuşmanı yasaklamıştım."
Elias ve ben, birbirimize baktık. Vlad'ın bir şeyler duyduğunu anlamıştık. Ama ne kadarını… İşte asıl soru buydu.
"Sadece Nilüfer'ya düğünle ilgili bazı tavsiyelerde bulunuyordum, Vlad," dedi Elias, sakince.
Vlad, şüpheyle Elias'a baktı. Sonra, gözlerini bana çevirdi.
"Doğru mu, Nilüfer?" diye sordu Vlad, sesi tehditkardı.
Boğazım kurudu. Ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Yalan mı söylemeliydim? Yoksa gerçeği mi anlatmalıydım?
Tam o sırada, dışarıdan gelen bir çığlık, vadide yankılandı. Hepimiz, irkilerek o yöne döndük. Çığlık, vadinin en uzak köşesinden geliyordu… İnsanların yaşadığı bölgeden.
Vlad'ın yüzündeki ifade, bir anda değişti. Gözleri, öfke ve endişeyle parladı.
"Ne oluyor?" diye bağırdı Vlad. "Hemen öğrenin!"
Birkaç saniye sonra, bir vampir içeri koştu. Yüzünde korkunç bir ifade vardı.
"Lordum," dedi vampir, nefes nefese. "İnsanlar… İnsanlar ayaklandı! Vadinin sınırlarını aştılar ve şatoya doğru geliyorlar!"
Vlad'ın yüzü, öfkeyle kızardı. "Ne? Nasıl olur? Onlara kim cesaret etti?"
Vampir, titrek bir sesle yanıtladı. "Onlara liderlik eden… Bir kadın var. Elinde, Gece Çiçeği Klanı'nın sembolü olan… Bir gece çiçeği taşıyor!"