Yasak Bahçe
Chapter 9 — Sessizliğin Yankısı
Kapı çaldığında, çalışma odasındaki gergin hava daha da yoğunlaştı. Demir'in yüzündeki öfke, Selin'in şaşkınlığı ve Eliza'nın içinde büyüyen umutsuzluk, sessizliğin içinde boğuluyordu sanki. Polislerin gelişi, bu sıkışmış anı daha da dayanılmaz kılmıştı. Demir, derin bir nefes alıp kapıya yöneldi. Selin, hala şoktaydı, gözleri kocası ile Eliza arasında gidip geliyordu. Eliza ise, Demir'in yüzündeki ifadeyi okumaya çalışıyordu. Birkaç ay önce hayatına giren bu adam, şimdi onu hem bir çıkmaza sokmuş hem de belki de kurtuluşunun anahtarını elinde tutuyordu.
Demir kapıyı açtığında, iki üniformalı polis memuruyla karşılaştı. Yüzlerinde ciddi bir ifade vardı. "Bay Demir Bey, sizinle görüşmemiz gerekiyor. Birkaç sorumuz olacak."
Demir, soğuk bir sesle, "Buyurun," diyerek onları içeri davet etti. Memurlar odaya girerken, Selin telaşla ayağa kalktı. "Ne oluyor? Bir sorun mu var?"
Birinci memur, "Hanımefendi, lütfen sakin olun. Sadece Bay Demir ile kısa bir görüşme yapacağız," dedi, ancak gözleri odadaki tabloyu dikkatle süzüyordu. Eliza'nın solgun yüzü, Selin'in gerginliği ve Demir'in kontrolcü tavrı... Hepsi bir hikaye anlatıyordu.
Demir, memurlara oturmalarını işaret etti. "Ne hakkında konuşmak istiyorsunuz?"
Memurlardan biri, elindeki not defterini açtı. "Dün geceki olaylar hakkında. Bir ihbar aldık. Bir silah sesi duyulduğu ve bir yaralı olduğu yönünde."
Eliza'nın kalbi hızla çarpmaya başladı. Aras... Bu ihbar Aras ile ilgili olmalıydı. Demir'in yüzü kireç gibi olmuştu. Selin ise ne diyeceğini bilemiyordu.
Demir, sakinliğini korumaya çalışarak, "Dün gece burada büyük bir davet vardı. Belki bir karışıklık olmuştur," dedi.
Memur başıyla onayladı. "Anlıyoruz Bay Demir. Ancak ihbar oldukça detaylıydı. Silah sesi konağın bahçesine yakın bir yerde duyulmuş. Ve bir kişinin hastaneye kaldırıldığı bilgisi elimizde."
Eliza dayanamayıp, "Aras... O iyi mi?" diye sordu. Sesi titriyordu.
Demir, Eliza'ya keskin bir bakış attı. Memurlar da dikkatlerini Eliza'ya yöneltti. Demir, araya girdi. "Eliza Hanım, lütfen konuşmalarımıza karışmayın." Ardından memurlara döndü. "Bahsettiğiniz kişiyle bir ilgim yok. Ve dünkü geceyle ilgili bildiğim herhangi bir olay yok."
Memurlardan biri, "Emin misiniz Bay Demir? Tanıklar sizin adınızı verdi," dedi.
Demir'in gözleri kısmen küçüldü. "Tanıklar yanılıyor olabilir."
Selin, sessizce durumu izliyordu. Kocası, bu kadar sakin kalabilmeyi nasıl başarıyordu? Eliza'nın telaşı ise göz ardı edilemeyecek kadar belirgindi. Bir şeyler döndüğünü hissediyordu, ama ne olduğunu tam olarak kavrayamıyordu.
Memurlar, Demir'in cevaplarından tatmin olmamış gibiydiler. "Bizim için her ihtimali değerlendirmek zorundayız Bay Demir. Sizinle ve konağın diğer sakinleriyle tekrar görüşmek isteyebiliriz." Ayağa kalktılar. "Şimdilik bu kadar. İyi günler."
Kapıdan çıkarken, biri arkasına dönüp baktı. Gözleri bir anlığına Eliza'da takıldı. Eliza, sanki o bakışla buz kesti. Polisler gittikten sonra odadaki sessizlik daha da boğucu hale geldi.
Selin, Demir'e döndü. "Demir, ne oluyor? Kim bu Aras? Eliza neden bu kadar endişeli?"
Demir, derin bir nefes aldı. Yüzündeki gerginlik hala devam ediyordu. "Sana daha sonra anlatacağım Selin. Şimdi değil."
Eliza, odadan çıkmak için ayağa kalktı. Gözleri hala tetikteydi. Aras'ın başına ne geldiğini bilmek zorundaydı. Demir'in yalancı tavrı onu daha da endişelendirmişti.
Tam kapıya yönelmişken, Demir'in sesi onu durdurdu. "Sen nereye gidiyorsun Eliza? Henüz konuşmamız bitmedi."
Eliza arkasını döndü. Gözlerinde hem meydan okuma hem de bir yalvarış vardı. "Aras'ı bulmalıyım Demir. Ne olursa olsun."
Demir, Eliza'nın gözlerinin içine baktı. Gözlerinde bir anlığına eski öfkesi parladı, ama sonra yerini başka bir duyguya bıraktı. Belki de pişmanlık, belki de bir tür zafer. Yavaşça gülümsedi. Bu, her zamanki soğuk ve hesapçı gülümsemesi değildi. Bu, daha karanlık, daha tehlikeli bir gülümsemeydi.
"Aras'ı bulacağını sanıyorsun," dedi, sesi fısıltı gibiydi ama odanın her köşesinde yankılanıyordu. "Ama belki de Aras, seni bulmuştur bile."
Eliza'nın nefesi kesildi. Demir'in sözlerinin ardındaki anlamı çözmeye çalışırken, kapı tekrar çalındı. Bu sefer çalan ses, Demir'in söylediği kadar korkutucu olmasa da, odadaki herkesi bir anda donduracak kadar şaşırtıcıydı. Kapıda beliren kişi, Eliza'nın beklemediği, hatta görmek istemeyeceği biriydi: Aras'ın annesi, Leyla Hanım.