Elmas Tozlu Gözyaşları

Chapter 1 — Elmas Tozlu Gözyaşları

Sabahın köründe gelen telefon, zaten paramparça olan hayatımın son kırıntılarını da savurmaya yetmişti. "Babanız… kaza geçirdi. Durumu kritik." Sözler boğazımda düğümlendi, sanki buzdan bir el kalbimi sıkıyordu.

Ben, Yasemin Demir, İstanbul'un lüks semtlerinden birinde, babamın mütevazı antikacı dükkanında büyüdüm. Hayatım, tozlu raflar arasında, geçmişin hikayelerini fısıldayan objelerle çevriliydi. Babam, Ali Bey, benim her şeyimdi. Annemi ben küçükken kaybetmiştik ve o zamandan beri birbirimize tutunarak hayata devam etmiştik. Onun sıcak gülüşü, bilge sözleri, bana her zaman yol göstermişti.

Şimdi ise, o gülüşün solma ihtimali, beni derinden sarsıyordu. Hastaneye vardığımda, her yer beyaz koridorlar ve endişeli yüzlerle doluydu. Babamın doktoru, üzgün bir ifadeyle yanıma geldi. "Yasemin Hanım, başınız sağ olsun. Maalesef, babanızı kaybettik." Sanki dünya başıma yıkılmıştı. Gözlerimden yaşlar sel gibi akmaya başladı. Hayatımın anlamı, en büyük dayanağım, artık yoktu.

Cenaze işlemleri, taziyeler, dualar… Her şey bir kabusun parçaları gibiydi. Babamın antikacı dükkanı, şimdi boş ve sessizdi. Onun yokluğu, her köşede hissediliyordu. Birkaç gün sonra, avukat beni aradı. Babamın vasiyetini okumak için bir araya gelmemiz gerekiyordu.

Vasiyet okunduğunda, duyduklarım beni şok etti. Babam, yıllardır benden sakladığı bir sırrı açıklamıştı. Meğer, ben sadece bir antikacı çırağı değil, aynı zamanda Demir Holding'in varisiydim! Babam, gençliğinde holdingin kurucusu ve sahibi olan dedemle büyük bir anlaşmazlık yaşamış ve aileden uzaklaşmıştı. Ancak, dedem vefat etmeden önce, babamı affetmiş ve beni, Demir Holding'in tek varisi olarak vasiyetine eklemişti.

Bu gerçekle yüzleşmek, beni derinden sarstı. Bir anda, tozlu raflar arasındaki sade hayatım, lüks ve ihtişamla dolu bir dünyaya dönüşmüştü. Ama ben, bu yeni hayata hazır mıydım? Demir Holding'in acımasız CEO'su, yakışıklı ve karizmatik Aras Demirhan, bu beklenmedik varisi nasıl karşılayacaktı? Onunla aynı çatının altında çalışmak, hatta belki de… daha fazlası, mümkün müydü? Bu düşünceler zihnimi kemirirken, avukatın sesi beni kendime getirdi. "Yasemin Hanım, Demir Holding'in hisseleri ve yönetim kurulu başkanlığı resmen size devredilmiştir. Yarın, holding merkezinde göreve başlayabilirsiniz."

Ertesi gün, Demir Holding'in camdan gökdelenine girdiğimde, kendimi bambaşka bir dünyada hissediyordum. Herkes bana şaşkınlıkla bakıyordu. Aras Demirhan'ın odasına doğru ilerlerken, kalbim deli gibi çarpıyordu. Kapıyı çaldım ve içeri girdim. Aras, deri koltuğunda oturmuş, bana buz gibi bir ifadeyle bakıyordu. "Demek sizsiniz, Yasemin Demir. Beklemiyordum…" Sözleri, adeta bir buzdağı gibiydi. Gözleri, beni tepeden tırnağa süzdü. Tam o sırada, odanın kapısı açıldı ve içeri, nefes kesici güzellikte, uzun sarı saçlı bir kadın girdi. "Aras'cım, toplantı için hazır mısın? Ah, pardon… Misafirimiz mi var?" Kadının bakışları bana döndü. Gözlerinde, küçümseme ve merak karışımı bir ifade vardı. Aras, alaycı bir gülümsemeyle cevap verdi: "Tanışın, Selin… Bu, yeni patronunuz, Yasemin Demir."

Selin'in yüzündeki şaşkınlık ve öfke, bir anlığına donup kaldı. "Ne… Ne demek istiyorsun?" Aras'ın cevabı, adeta bir bomba gibiydi: "Yasemin, dedemin vasiyetiyle holdingin yeni sahibi oldu. Artık, hepimiz ona bağlıyız."

Selin'in gözleri, intikam ateşiyle parladı. Bana doğru bir adım attı ve fısıldadı: "Bu daha başlangıç, Yasemin Demir. Seni bu holdingden defetmek için elimden geleni yapacağım. Göreceksin… Pişman olacaksın!"