Nikâhı Basan Adam

Chapter 1 — Nikâhı Basan Adam

Düğün çanları çalarken, kalbim bir mezarlığın kapısı gibi aralıktı. Karşımda, hayatımın geri kalanını geçireceğim adam duruyordu: yakışıklı, başarılı, ailesinin gözbebeği… ve abim.

Baharın en güzel günlerinden biriydi. İstanbul Boğazı’nın kıyısında, dedemin yadigarı olan yalıda toplanmıştık. Her yer beyaz güllerle, yasemin dallarıyla süslenmişti. Güneş, denizin üzerinde parıldıyor, martıların çığlıkları neşeli bir melodi gibi yankılanıyordu. Ama içimde, derin bir fırtına kopuyordu.

Adım Funda. Yirmi iki yaşındayım. Hayatım, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir tablo gibi görünüyordu. Zengin bir aile, güzel bir ev, iyi bir eğitim… Ama bu tablonun arkasında, sakladığım karanlık bir sır vardı: Ben, abim Şahin’e aşıktım.

Bu aşk, yıllar önce, çocukluk oyunlarımızda filizlenmişti. Birlikte koştuğumuz parklar, paylaştığımız oyuncaklar, birbirimize fısıldadığımız sırlar… Şahin, benim kahramanımdı. Beni her zaman koruyan, kollayan, güldüren tek kişiydi. Büyüdükçe, bu hisler değişti. Abim olmaktan çıktı, kalbimin en derin köşesine yerleşen bir tutkuya dönüştü.

Oysa Şahin, beni sadece kardeşi olarak görüyordu. Bana karşı her zaman sevgi dolu, şefkatliydi ama aramızda hiçbir zaman romantik bir kıvılcım olmamıştı. Ta ki o geceye kadar…

Bundan iki ay önce, Şahin’in doğum günü partisinde, fazla kaçırmıştım. Her zamanki gibi, onunla dans ediyordum. Gözlerimi kapatmış, sadece onun kokusunu içime çekiyordum. Birden, Şahin beni kendine doğru çekti. Dudakları, dudaklarıma değdi. O an, dünya durdu. Kalbim, göğsümden fırlayacak gibi atıyordu. Öpüşmemiz uzun sürmedi. Şahin, ne yaptığını fark ettiğinde hemen geri çekildi. Gözlerinde şaşkınlık ve pişmanlık vardı.

“Funda, ben… Çok özür dilerim,” dedi, sesi titrek. “Böyle olmamalıydı.”

O geceden sonra, her şey değişti. Aramızda görünmez bir duvar örüldü. Şahin, benden kaçmaya başladı. Göz göze gelmekten, konuşmaktan kaçınıyordu. Ben ise, ne yapacağımı bilemiyordum. Bir yandan, onun da beni sevdiğini umut ediyordum. Diğer yandan, abimle yasak bir ilişki yaşamanın imkansız olduğunu biliyordum.

Bir hafta sonra, Şahin bana bir sürpriz yaptı. Beni yemeğe çıkardı ve o gece, bana evlenme teklif etti. Şaşkınlıktan nutkum tutulmuştu. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Şahin’in evlenme teklif etmesi, hayatımı sonsuza dek değiştirecekti.

Annem ve babam, bu habere çok sevinmişlerdi. Şahin, her zaman ailemizin gözbebeği olmuştu. Benimle evlenmesi, onların için büyük bir mutluluk kaynağıydı. Herkes çok mutluydu, bir tek ben hariç. Çünkü Şahin’le evlenmek, kalbimi sonsuza dek mühürlemek anlamına geliyordu. Sevdiğim adamla evlenecektim, ama ona asla sahip olamayacaktım.

Düğün günü geldiğinde, içimde tarifsiz bir karmaşa vardı. Bir yandan, Şahin’le evlenmekten dolayı heyecanlıydım. Diğer yandan, bu evliliğin bir yalan üzerine kurulu olduğunu biliyordum. Ben, Şahin’e aşıktım. Ama o, beni sadece kardeşi olarak görüyordu. Belki de, o gece yaşananlar sadece bir sarhoşluk kazasıydı.

Nikah memuru, klasik soruyu sordu: “Şahin Bey, Funda Hanım’la evlenmeyi kabul ediyor musunuz?”

Şahin, gözlerimin içine baktı. Gözlerinde, her zamanki şefkat vardı. Ama aşk yoktu. “Evet,” dedi, sesi net ve kararlı. “Kabul ediyorum.”

Sıra bana geldiğinde, boğazım düğümlendi. Kalbim, bin parça olmuş gibiydi. Nikah memurunun sorusu, bir bıçak gibi içime saplandı: “Funda Hanım, Şahin Bey’le evlenmeyi kabul ediyor musunuz?”

Tam o anda, kalabalığın arasından bir ses yükseldi. “Durun!”

Herkes, şaşkınlıkla sesin geldiği yöne döndü. Gördüğüm kişi, beni şoke etti. O kişi… Şahin’in en yakın arkadaşı, çocukluk aşkım, gizli hayranım… Hamza’tı.

Hamza, kalabalığın arasından sıyrıldı ve nikah masasına doğru yürüdü. Gözleri, kararlılıkla parlıyordu. “Bu evliliğe karşıyım,” dedi, sesi yüksek ve net. “Çünkü Funda, Şahin’i sevmiyor. O, beni seviyor!”