Komşu Düşman

Chapter 1 — Komşu Düşman

Elindeki kahve fincanı yere düşerken çıkardığı ses, Zeynep'in adeta donup kalmasına neden oldu. Sıcak, koyu kahve halının üzerinde hızla yayılırken, onun gözleri ise kahvenin sahibi olan adamınkilerle kenetlenmişti: Demir. Demir Aslanoğlu.

Zeynep, İstanbul'un en gözde tasarım şirketlerinden birinde, yaratıcılığıyla parlayan genç bir mimardı. Hayalleriyle beslenen, detaylara önem veren, titiz bir ruha sahipti. Demir ise, aynı şirketin hissedarı ve Zeynep'in tam zıttıydı: Umursamaz, pratik, her şeyi hızla halletmeyi seven, sert bir iş adamı. İkisi de aynı hedefe ulaşmak için çalışsalar da, yolları sürekli kesişiyor ve bu kesişmeler genellikle kıvılcımlar saçıyordu.

"Bana bakarken daha dikkatli olsaydın keşke, Zeynep," dedi Demir, sesi buz gibiydi. Kahve lekesine bile bakmadan, doğrudan Zeynep'in gözlerine odaklanmıştı. Onun bu umursamaz tavrı, Zeynep'in içindeki öfkeyi körükledi.

"Sen de köşeyi dönerken insanlara çarpmamaya çalışsaydın," diye karşılık verdi Zeynep, sesindeki ton da en az Demir'inki kadar soğuktu. "Bu lekeyi kim temizleyecek sanıyorsun? Sihirbaz mıyım ben?"

Demir, dudaklarının kenarında alaycı bir gülümsemeyle Zeynep'e yaklaştı. "Merak etme, güzelim. Temizlikçi kadın halleder. Sen sadece o güzel ellerini yormamaya bak."

Zeynep, Demir'in bu küstah tavrına daha fazla dayanamadı. "Senin gibi insanların parayla her şeyi çözebileceğini sanması ne kadar da acınası," dedi, sesi titrek çıkmıştı.

Demir, Zeynep'in yüzüne daha da yaklaştı. Aralarındaki mesafe o kadar azdı ki, Zeynep Demir'in parfümünün keskin kokusunu içine çekti. Kalbi hızla çarpmaya başlamıştı. Nefret mi, yoksa başka bir duygu mu olduğunu tam olarak kestiremediği bir karmaşa içindeydi.

"Belki de ben sadece senin gibi yetenekli bir mimarın değerli vaktini boşa harcamak istemiyorumdur," diye fısıldadı Demir, sesi beklenmedik bir şekilde yumuşaktı. "Sonuçta, sen buraya kahve lekesiyle uğraşmak için gelmedin, değil mi?"

Zeynep, Demir'in gözlerinin içine baktı. O an, Demir'in aslında o kadar da umursamaz biri olmadığını fark etti. Belki de onun sert kabuğunun altında, Zeynep'in henüz keşfetmediği bir şeyler vardı. Ama bu düşünce, Zeynep'i daha da sinirlendirdi. Demir'in bu kadar kolay çözülebilir olması, onu hayal kırıklığına uğratmıştı.

"Seninle tartışarak da vaktimi harcamak istemiyorum," dedi Zeynep, geri çekilerek. "Şimdi lütfen önümden çekilir misin?"

Demir, bir an daha Zeynep'in gözlerinin içine baktıktan sonra, omuzlarını silkerek geri çekildi. "Tabii ki, Zeynep Hanım. Nasıl isterseniz." Ardından, arkasını dönerek koridorda kayboldu.

Zeynep, yere dökülen kahve lekesine baktı. Leke, tıpkı Demir'le olan ilişkileri gibi, inatçı ve çözülmesi zor bir sorundu. O an, telefonuna gelen bir mesaj sesiyle irkildi. Mesaj, şirketin CEO'sundan geliyordu: 'Zeynep, Demir'le birlikte acil toplantıya katılmanız gerekiyor. Yeni proje için son kararımızı vereceğiz.'

Zeynep'in kalbi sıkıştı. Yeni proje... Bu, onun kariyeri için büyük bir fırsattı. Ama bu projeyi Demir'le birlikte yürütmek zorunda kalmak, onun için adeta bir kabustu. Derin bir nefes aldı ve toplantı odasına doğru yürümeye başladı. Kapıyı çaldı ve içeri girdiğinde, Demir'in kendisine alaycı bir gülümsemeyle baktığını gördü. CEO, onlara döndü ve "Evet çocuklar, projenin başına ikinizi birden atıyorum. Başarılar!" dedi.