Nikâh Masasında Yabancı

Chapter 1 — Nikâh Masasında Yabancı

Elindeki kristal kadehi o kadar sıkıyordu ki, camın çatlamasına ramak kalmıştı. Defne, boğazındaki düğümü çözmeye çalışarak, annesinin kelimelerini zihninde tekrar tekrar yaşadı: "Bu evlilik, ailemizin geleceği için bir zorunluluk, Defne. Başka seçeneğimiz yok."

Dışarıdaki Boğaz’ın ışıltısı, içindeki karanlığı daha da belirginleştiriyordu. Yalı’nın görkemli salonunda, ipekli kumaşlar ve antika mobilyalar arasında sıkışmış hissediyordu. Henüz yirmi iki yaşındaydı ve hayatının kontrolünün elinden kayıp gittiğini çaresizce izliyordu.

Defne, köklü ve varlıklı bir ailenin tek kızıydı. Babası, holdingin başına geçtiğinden beri işler yolunda gitmemiş, şirket borç batağına sürüklenmişti. Ailenin itibarını ve servetini kurtarmanın tek yolu, Defne’nin ülkenin en güçlü ailelerinden birinin oğluyla evlenmesiydi. Kuzey Soysalan'la.

Kuzey Soysalan… İsmi bile Defne'nin tüylerini diken diken etmeye yetiyordu. Hakkında türlü türlü dedikodular dolaşıyordu. Acımasız, soğuk, kontrolcü… Kalbi buzdan bir adam olduğu söyleniyordu. Ama ailesi için, bu söylentiler önemli değildi. Önemli olan, Soysalan ailesinin sınırsız serveti ve nüfuzuydu.

Annesi, yanına yaklaşarak elini omzuna koydu. "Güzel kızım, biliyorum bu senin için çok zor. Ama Kuzey iyi bir adam. Zamanla onu tanıyacaksın."

Defne, annesinin gözlerindeki çaresizliği gördü. Onun için de kolay değildi. Ama annesi, her zaman ailesinin iyiliğini düşünen, fedakar bir kadındı. Defne, annesini daha fazla üzmemek için sessiz kaldı.

"Hazır olman gerekiyor. Birazdan gelirler," dedi annesi, sesi titrek bir şekilde.

Defne, aynadaki yansımasına baktı. Gözleri kızarmış, yorgun bir ifade vardı yüzünde. Üzerindeki ipekli, bej rengi elbise, zarafetini ortaya çıkarıyordu ama içindeki fırtınaları gizleyemiyordu.

Kapının zili çaldığında, Defne'nin kalbi boğazına kadar çıktı. İşte gelmişlerdi. Kaderini değiştirecek olan adam ve ailesi. Derin bir nefes alarak, kendini hazırlamaya çalıştı. Bu sadece bir formaliteydi. Bir anlaşmaydı. Aşkın, sevginin olmadığı, sadece menfaatlerin konuştuğu bir evlilikti.

Salona girdiğinde, gözleri Kuzey'i aradı. Babasının yanında, sert bir ifadeyle oturan, koyu renk takım elbiseli bir adam gördü. Gözleri, Defne'nin gözleriyle kesiştiği anda, genç kızın kalbi tekledi. Kuzey Soysalan, hakkındaki tüm dedikodulara rağmen, inanılmaz derecede yakışıklıydı. Keskin hatları, delici bakışları ve kusursuz duruşuyla, adeta bir Yunan tanrısını andırıyordu. Ama bu yakışıklılık, aynı zamanda tehlikeli bir aura da taşıyordu.

Tanışma faslı oldukça resmi ve soğuk geçti. Kuzey, Defne'ye sadece kısa bir baş selamı vermişti. Gözlerindeki ifade, merak veya ilgi belirtisi göstermiyordu. Sanki karşısında bir insan değil, sadece bir mal varmış gibi bakıyordu.

Akşam yemeği boyunca, Defne tek kelime etmedi. Kuzey'in ailesi, ailenin işleri ve geleceği hakkında konuşuyordu. Defne, kendini bir yabancı gibi hissediyordu. Bu insanların arasında hiçbir yeri yoktu. O sadece bir piyondu, bir araçtı.

Yemek bittikten sonra, Kuzey babasıyla kısa bir görüşme yaptı. Ardından, Defne'nin babasına dönerek, "Her şey yolunda. Nikah hazırlıklarına başlayabiliriz," dedi. Sesi buz gibiydi.

Defne, o an bir karar verdi. Sessiz kalmayacaktı. Kaderine boyun eğmeyecekti. Kuzey Soysalan'la evlenmek zorunda olsa bile, onun hayatını cehenneme çevirecekti. Ona bu evliliğin ne kadar büyük bir hata olduğunu gösterecekti.

"Bir saniye," dedi Defne, sesi beklenmedik bir şekilde yüksek çıkmıştı. Tüm gözler ona döndü. "Benim de söyleyeceklerim var."

Kuzey, tek kaşını kaldırarak Defne'ye baktı. "Seni dinliyorum, Defne Hanım."

Defne, derin bir nefes alarak, "Bu evliliğe razı değilim," dedi. Salonda buz gibi bir sessizlik oldu. Herkes şaşkınlıkla Defne'ye bakıyordu. Kuzey'in yüzündeki ifade ise, okunamayacak kadar karanlıktı.

Kuzey, ayağa kalktı ve Defne'ye doğru yavaşça yaklaştı. Gözleri, adeta birer buz parçası gibiydi. "Sanırım birbirimizi daha yakından tanımamız gerekecek, Defne Hanım," dedi, sesi fısıltı gibiydi ama salonda yankılanıyordu. "Çünkü yakında benim dünyama adım atacaksın. Ve o dünyada, kurallarımı çiğnemenin ne anlama geldiğini öğreneceksin."