Çarpışan Dünyalar
Chapter 1 — Çarpışan Dünyalar
İstanbul'un karmaşası, her sabah olduğu gibi Demir'in zihninde yankılanıyordu. Boğaz'ın serin esintisi, ofisinin camlarından içeri süzülürken, o, devasa bir proje dosyasının üzerinde eğilmiş, adeta kaybolmuştu. "Bu ihale bizim olmalı," diye mırıldandı kendi kendine, parmakları çizimlerin üzerinde gezinirken. Kaya Mimarlık, yıllardır bu şehre damgasını vurmuştu ve Demir, bu mirası daha da ileriye taşımaya kararlıydı.
Ancak, bu sefer işler farklıydı. Şehirdeki bir diğer güçlü mimarlık ofisi, Yılmaz Mimarlık, aynı ihaleye talip olmuştu. Ve Demir'in duyduğuna göre, Elif Yılmaz, bu ihaleyi kazanmak için her şeyi yapmaya hazırdı. Demir'in dudaklarında acı bir tebessüm belirdi. Elif Yılmaz... İsmi bile sinirlerini bozmaya yetiyordu.
Boğaz Esintisi'nde, öğle yemeği için bir araya geldiği ortağı Can'a, Elif Yılmaz konusundaki endişelerini dile getirdi. "O kadının ne kadar hırslı olduğunu biliyorsun, Can. Haksız rekabetten bile çekinmeyecektir," dedi Demir, kahvesinden bir yudum alırken. Can, Demir'in gerginliğini yatıştırmaya çalıştı. "Belki de sadece işini yapıyordur, Demir. Sen de aynısını yapıyorsun."
"Hayır, Can. Onun yöntemleri farklı. Daha önce de şahit oldum. Bu ihaleyi kazanmak için kirli oyunlar oynayacağından eminim," diye karşılık verdi Demir. Gözleri, Boğaz'ın sularında dalgalanan güneş ışıklarını takip ederken, zihninde bir plan şekillenmeye başlamıştı. Eğer Elif Yılmaz haksız rekabet yapacaksa, o da aynı şekilde karşılık verecekti. Belki de biraz daha fazlasıyla...
Akşam, Kaya Mimarlık'taki mesaisi bittikten sonra, Demir, Yılmaz Mimarlık'ın bulunduğu semte doğru yola çıktı. Amacı, Elif Yılmaz'ı yakından tanımak ve onun planlarını öğrenmekti. Elif'in ofisinin önünde arabasını park etti ve bir süre binayı gözlemledi. Işıklar hala yanıyordu. Çalışanlar hala içerideydi. Demir, derin bir nefes aldı ve arabadan indi. Adımları, kararlı bir şekilde Yılmaz Mimarlık'a doğru ilerledi.
Ofisin kapısında duraksadı. İçeri girmeli miydi? Bu kadar ani bir hamle, Elif'i şüphelendirebilirdi. Ancak, başka bir yolu yoktu. İhaleyi kazanmak için risk almak zorundaydı. Kapıyı çaldı. Birkaç saniye sonra, genç bir kadın kapıyı açtı. "Buyurun?" diye sordu kadın, şaşkın bir ifadeyle.
"Elif Yılmaz'la görüşmek istiyorum," dedi Demir, sakin bir ses tonuyla. Kadın, Demir'i baştan aşağı süzdü. "Randevunuz var mı?" diye sordu. Demir, başını olumsuz anlamda salladı. "Randevum yok, ama önemli bir konu hakkında konuşmam gerekiyor."
Kadın, tereddütlü bir şekilde içeri baktı. "Bir dakika bekleyin," dedi ve kapıyı aralık bırakarak içeri girdi. Demir, kapının önünde beklerken, kalbi hızla atmaya başladı. Acaba Elif, onu kabul edecek miydi? Yoksa kapıdan geri mi çevrilecekti?
Birkaç dakika sonra, kadın geri döndü. "Elif Hanım sizi bekliyor," dedi ve Demir'e kapıyı açtı. Demir, derin bir nefes aldı ve içeri girdi. Gözleri, odanın sonunda duran Elif Yılmaz'ı buldu. Elif, masasının arkasında oturmuş, ciddi bir ifadeyle ona bakıyordu. Demir'in dudaklarında alaycı bir gülümseme belirdi. Oyun başlamıştı.
"Demir Kaya... Beklemiyordum," dedi Elif, sesi buz gibiydi. "Ne istiyorsun?"
"Sadece bir merhaba demeye geldim, Elif," diye yanıtladı Demir, sakin bir tavırla. "Ve belki de... biraz sohbet etmeye."
Elif'in kaşları çatıldı. "Buraya neden geldiğini biliyorum, Demir. Ama sana söyleyeyim, boşuna uğraşıyorsun. Bu ihaleyi ben kazanacağım."
Demir, Elif'e doğru bir adım attı. "Buna bu kadar emin olma, Elif. Çünkü ben de kazanmaya kararlıyım. Ve gerekirse... her şeyi yaparım."
Elif, sandalyesinden kalktı ve Demir'e yaklaştı. Gözleri, Demir'in gözleriyle kesişti. "O zaman görelim, Demir Kaya. Kim daha ileri gidecek?"
Demir, Elif'in gözlerinin içine baktı ve dudaklarında tehlikeli bir gülümseme belirdi. "Göreceğiz, Elif Yılmaz. Göreceğiz..." Demir'in telefonu çaldı. Ekranda 'Gizli Numara' yazıyordu. Demir tereddütle telefonu açtı. Karşıdan gelen fısıltı, kanını dondurdu: "Babanın sırlarını biliyorum, Demir. İhaleyi kazanmak istiyorsan, bana kulak vermelisin..."