Hisseler ve Hesaplar

Chapter 1 — Hisseler ve Hesaplar

Babasının cenazesi daha toprağa verilmeden, avukat zarfı eline tutuşturmuştu. İçinde, hayatının tamamen değişeceğini gösteren bir miras vardı. Fatma Demirkan, o an, sadece babasının kaybının acısıyla değil, aynı zamanda bambaşka bir dünyanın kapılarının açılmasıyla da sarsılmıştı.

İstanbul'un kalabalık sokakları, her zaman Fatma'nin sığınağı olmuştu. Ancak şimdi, bu sokaklar, ona yabancı ve tehditkar geliyordu. Babası, küçük bir sahaf dükkanının sahibiydi. Fatma, kitapların arasında büyümüş, hayatı onların sayfalarında bulmuştu. Ama şimdi, babasının ölümünden sonra, ona miras kalan şey, sadece tozlu raflar ve eski kitaplar değildi. Ona, İstanbul'un en zengin ailelerinden birinin, Karaman Holding'in hisseleri kalmıştı.

Karaman Holding… İsmi bile Fatma'nin tüylerini diken diken ediyordu. Çünkü bu holdingin başında, onun en büyük düşmanı, çocukluk aşkı ve aynı zamanda en büyük hayal kırıklığı olan Emre Karaman vardı. Yıllar önce, Emre, Fatma'nin kalbini paramparça etmiş ve onu hiç beklemediği bir şekilde terk etmişti. Şimdi ise, kader onları bir araya getiriyordu, ama bu sefer, aynı şirketin çatısı altında, rakip olarak.

Fatma, avukatın verdiği belgeleri inceledi. Hisselerin devri, Karaman Holding'in genel kurulunda onaylanacaktı. Yani, Emre'ın karşısına çıkmak ve ona babasının mirasıyla meydan okumak zorundaydı. Bu düşünce bile Fatma'nin kalbinin hızla çarpmasına neden oluyordu. Yıllardır sakladığı duygular, öfke, nefret ve belki de hala bir parça sevgi, yeniden su yüzüne çıkıyordu.

Genel kurul günü geldiğinde, Fatma, üzerine siyah, sade bir elbise giydi. Amacı, dikkat çekmek değil, gücünü göstermekti. Karaman Holding'in modern ve lüks binasına girdiğinde, etrafındaki insanların bakışları onu rahatsız etti. O, bu dünyaya ait değildi. O, kitapların ve tozlu rafların dünyasının insanıydı. Ama şimdi, Emre'ın dünyasında, onunla savaşmak zorundaydı.

Salona girdiğinde, Emre'ı gördü. Yıllar onu değiştirmişti. Daha yakışıklı, daha güçlü ve daha acımasız görünüyordu. Gözleri, Fatma'yi gördüğünde bir an şaşkınlıkla parladı, ama sonra yerini o tanıdık buz gibi ifade aldı. Emre, ayağa kalktı ve salondaki herkese hitaben konuşmaya başladı.

"Değerli hissedarlarımız, bugün burada, ailemizin bir parçası olan Karaman Holding'in geleceği için toplandık. Biliyorsunuz ki, babamın vefatıyla bazı hisseler devredilecek. Bu hisselerin yeni sahibi, hepimiz için sürpriz olacak bir isim…" Emre'ın gözleri, Fatma'nin üzerindeydi. "Fatma Demirkan."

Salonda bir uğultu koptu. Kimse, Fatma'nin Karaman Holding'in hissedarı olacağını beklemiyordu. Emre'ın sesi, buz gibiydi. "Fatma Hanım, sizi aramızda görmekten… memnun oldum diyemeyeceğim."

Fatma, sakinliğini korumaya çalışarak Emre'a baktı. "Ben de sizi gördüğüme sevindim, Emre. Görünüşe göre, kader bizi tekrar bir araya getirdi."

Emre, alaycı bir şekilde güldü. "Kader mi? Yoksa intikam mı, Fatma?"

Fatma'nin cevabı, salonu buz kestirdi. "İkisinin de tadına bakacaksın, Emre."

Tam o sırada, salona bir telefon geldi. Emre telefonu açtı ve yüzündeki ifade bir anda değişti. "Ne? Nasıl olur? Hemen buraya gelin!" Telefonu kapattıktan sonra, Fatma'ye döndü. "Bu… bu olamaz. Babamın vasiyetnamesi… yeniden açılıyor."