Ay Tutulması Gecesi
Chapter 1 — Ay Tutulması Gecesi
Ay ışığı, pencereden süzülerek yüzüme vurduğunda, içimde bir huzursuzluk hissettim. Kurt içgüdülerim, yaklaşan bir tehlikeyi fısıldıyordu sanki. On sekizinci yaş günümde, ruh eşimi bulmam bekleniyordu. Ancak bu gece, beklenen mutluluk yerine, korkunç bir kabusun başlangıcı olacaktı.
Ormanın derinliklerinde, gizli bir vadide kurulu olan Ayışığı Sürüsü, yüzyıllardır kurtadamların sığınağı olmuştu. Atalarım, insanlardan uzak, doğayla iç içe bir yaşam sürmeyi seçmişlerdi. Sürü lideri olan babam, acımasızlığı ve adaletiyle tanınırdı. Benden ise, onun izinden gitmem bekleniyordu. Ama benim kalbim, sürünün katı kurallarına sığamayacak kadar farklı atıyordu.
Adım Aylin. Ay ışığı gibi parlak ve özgür ruhlu olduğumu söylerlerdi. Ama bu gece, parlaklığım sönmek üzereydi. Kalbim, atalarımın ruh eşlerine bağlandığı o büyülü bağı hissetmek için sabırsızlanıyordu. Ancak kader, bana bambaşka bir oyun hazırlamıştı.
Tören alanı, ay ışığıyla aydınlanmış, taş bir platformdan oluşuyordu. Sürü üyeleri, etrafımızda bir çember oluşturmuş, meraklı gözlerle bizi izliyorlardı. Babam, elini omzuma koyarak beni platformun ortasına doğru yönlendirdi. Kalbim hızla çarparken, ruh eşimin kim olacağını merak ediyordum.
O an geldiğinde, ormanın derinliklerinden bir kurt uluması duyuldu. Ardından, sürünün en güçlü ve yakışıklı alfa adayı, Karan, tören alanına girdi. Gözleri, gece kadar karanlık ve deliciydi. Sürünün en gözde bekarıydı ve neredeyse tüm genç kurt kızları onunla eşleşmeyi hayal ediyordu. Ama benim kalbim, ona karşı hiçbir şey hissetmiyordu.
Babamın işaretiyle, Karan yanıma yaklaştı. Elini uzattığında, içimde bir titreme hissettim. Ancak bu, heyecandan değil, korkudandı. Ruh eşi bağının oluşması için, tenlerimiz birbirine değmeliydi. Ama ben, o bağın oluşmayacağını içten içe biliyordum.
Karan'ın eli, avuç içime dokunduğu anda, etrafımızdaki hava yoğunlaştı. Herkes, büyülü anın gerçekleşmesini bekliyordu. Ama hiçbir şey olmadı. Beklenen kıvılcımlar çakmadı, ruh eşi bağı oluşmadı. Karan'ın yüzü öfkeyle kasılırken, babamın gözlerinde hayal kırıklığı belirdi.
“Reddediyorum,” diye gürledi Karan. Sesi, tören alanında yankılandı. “Aylin’i ruh eşim olarak reddediyorum!”
Sözleri, kalbime bir bıçak gibi saplandı. Reddedilmiştim. Bir kurt için bundan daha büyük bir utanç olamazdı. Gözlerimden yaşlar akarken, sürü üyelerinin fısıltıları kulaklarımda çınlıyordu. Artık sürünün gözünde, değersiz ve istenmeyen biriydim.
Babam, öfkeyle bana doğru döndü. “Aylin, bu utancı nasıl yaşattın bize?” diye bağırdı. Sesi, sanki bir kükreme gibiydi. “Sürünün yüz karası oldun!”
O gece, sadece ruh eşim tarafından reddedilmekle kalmadım, aynı zamanda babamın ve sürünün de nefretini kazandım. Hayatım, bir anda altüst olmuştu. Gece boyunca ağladım. Sabah, sürünün sınırlarından ayrılacak ve bana yeni bir hayat kurmam için izin verilecekti. Belki de bu daha iyiydi. Ama sonraki gün, Karan'ın babasının sözleri ile hayatım bir kez daha değişti.
"Sen," dedi Karan'ın babası, sesi buz gibi soğuktu, "Karan'ın yerine cezalandırılacaksın. O, sürü lideri olmak için yetiştirildi. Senin yüzünden bu görevden alıkonulamaz. Bu yüzden, sürümüzün geleneklerine göre, sürgüne gönderileceksin ve bir daha asla geri dönemeyeceksin."
Beni kim kurtaracaktı?