Anlaşmalı Kalpler
Chapter 1 — Anlaşmalı Kalpler
Buz gibi bakışları, sanki yıllardır dinmeyen bir fırtınanın habercisiydi. Defne, boğazına düğümlenen hıçkırığı bastırmak için dudaklarını sıkıca birbirine bastırdı. Karşısında, İstanbul Boğazı'nın incisi gibi parlayan yalıda, hayatının en önemli kararını vermek üzereydi. Ya gururunu ayaklar altına alıp, bu acımasız adama boyun eğecekti, ya da ailesinin son umudu sönüp gidecekti.
Defne Yılmaz, yirmi iki yaşında, hukuk fakültesi son sınıf öğrencisiydi. Babasının ani vefatıyla aile şirketinin başına geçmiş, ancak tecrübesizliği ve kötü niyetli ortaklar yüzünden şirket iflasın eşiğine gelmişti. Tek çare, İstanbul'un en zengin ve güçlü iş adamlarından biri olan Demir Korhan'dan borç almaktı. Demir Korhan ise, Defne'ye hiç de alışık olmadığı bir teklifle gelmişti: Evlilik.
Yalı, adeta bir sanat eseriydi. Mermer sütunlar, kristal avizeler, antika mobilyalar… Her şey, Demir Korhan'ın zevkini ve gücünü yansıtıyordu. Defne, bu ihtişamın içinde bile kendini küçücük ve çaresiz hissediyordu. Demir Korhan, masif ahşap çalışma masasının arkasında oturuyordu. Koyu renk takım elbisesi, keskin hatları ve buz gibi bakışlarıyla adeta bir heykel gibiydi. Gözleri, Defne'nin üzerinde acımasızca geziniyordu.
"Teklifimi düşündün mü, Defne?" diye sordu Demir, sesi buz gibiydi. "Ailenin şirketini kurtarmak için ne kadar ileri gidebilirsin?"
Defne, derin bir nefes aldı. "Başka bir yol yok mu?" diye sordu, sesi titrek çıkmıştı.
Demir, alaycı bir şekilde güldü. "Başka yol olsaydı, buraya gelmezdin, değil mi?" ayağa kalktı ve Defne'ye doğru yaklaştı. "Benimle evlenirsen, ailenin şirketini kurtarırım. Borçları silerim, hatta şirketi yeniden ayağa kaldırmana yardım ederim. Ama karşılığında… Karşılığında bana itaat edeceksin. Benim kurallarımla yaşayacaksın. Unutma, Defne, bu evlilik sadece bir anlaşma. Duyguya yer yok."
Defne, geri çekildi. Demir'in gözlerindeki karanlık, onu ürkütüyordu. "Ne tür kurallar?" diye sordu, merak ve korku iç içeydi.
Demir, omuz silkti. "Zamanla öğrenirsin. Ama şunu bil ki, benim sabrım sınırlıdır. Beni hayal kırıklığına uğratırsan, sonuçlarına katlanırsın."
Defne, yutkundu. Ailesini kurtarmak için bu fedakarlığı yapmaya hazır mıydı? Gururunu, özgürlüğünü, belki de mutluluğunu… Her şeyini Demir Korhan'a teslim etmeye hazır mıydı? Gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. "Kabul ediyorum," dedi, sesi fısıltı gibi çıkmıştı. "Evleniyorum seninle."
Demir'in dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi. "Doğru karar, Defne. Pişman olmayacaksın." Elini uzattı. "O zaman, anlaşmamızı resmileştirelim."
Defne, tereddütle Demir'in elini sıktı. O an, sanki ruhunu şeytana satmış gibi hissetti. Bu evlilik, onun için bir kurtuluş mu, yoksa bir felaket mi olacaktı? Bunu zaman gösterecekti. Ancak, o gece yalıdan ayrılırken, içinde büyüyen bir korku vardı. Demir Korhan'ın sırlarla dolu karanlık dünyası, onu yutmak için sabırsızlıkla bekliyordu. Eve döndüğünde, annesine ve kardeşine durumu anlatmak zorunda kaldı. Herkes şaşkınlık içindeydi. Annesi, gözyaşları içinde kızına sarılırken, kardeşi öfkeyle Demir Korhan'ı lanetledi. Ancak, Defne'nin kararı kesindi. Ailesi için her şeyi yapacaktı. Ertesi sabah, Demir Korhan'ın avukatları, evlilik sözleşmesini getirdi. Defne, sözleşmeyi okumaya başladığında, gözlerine inanamadı. Demir, ona hayatının en büyük sürprizini hazırlamıştı. Sözleşmenin ilk maddesi, Defne'nin tüm mal varlığının Demir Korhan'ın kontrolüne geçmesini öngörüyordu.