Balerin ve Çiçekçi

Chapter 6 — Sokağın Gözleri ve Kadife Kutu

Telefonun kapanma sesi Elif'in kulaklarında yankılanırken, elindeki cihaz soğuk bir ağırlık gibiydi. Demir yaşıyordu. Bu bilgi, buz tutmuş kalbine bir kıvılcım düşürmüş olsa da, ardından gelen sorular zihnini bir girdap gibi sarmıştı. Neden kaçıyordu? Neden onu bulmaya çalışmamasını istiyordu? Ve o lanet olası kutu... Demir'in hayatı pahasına koruduğu o antika kutu, ne gibi bir sır barındırıyordu?

Elif, pencereye doğru yürüdü. Dükkanının önünden geçen insanlar, hayatlarına devam ediyorlardı, sanki az önce dünyanın en büyük sırlarından biri ona fısıldanmamış gibi. Her yüz, her telaşlı adım, Elif'in içindeki karmaşayı daha da büyütüyordu. Demir'in sesindeki çaresizlik, korkuyla karışık bir yalvarış hadnındaydı. Bu, hayatında tanıdığı güçlü, yenilmez Demir değildi. Bu, bir köşeye sıkışmış, bir şeyden kaçan bir adamın sesiydi.

Elini, geçen gün Demir'in ona uzattığı o kadife kutunun üzerine götürdü. Kutuyu bir anlığına özenle sakladığı çekmeceden çıkardı. Kadifesi yumuşak, rengi soluktu ama dokusu bile bir gizem vaat ediyordu. Demir'in sözü aklına geldi: "Kutuyu asla kendi başına açmayacağına dair söz veriyorum." O sözü verirken ne kadar ciddiye aldığını şimdi daha iyi anlıyordu. Demir'in hayatı bu söze bağlıydı belki de. Ama bu, kutunun ne olduğunu bilmeden, onu bu kadar yakınında tutmak anlamına mı geliyordu?

O sırada, dükkanın zilinin sesiyle irkildi. Kapıda, tanıdık ama aynı zamanda yabancı bir yüz belirdi. Demir'in avukatı, Bayan Aylin. Elif onu Demir'le ilk tanıştığı günlerde birkaç kez görmüştü. Aylin'in yüzündeki ifade gergindi, gözleri Elif'in etrafında geziniyordu.

"Merhaba Elif Hanım," dedi Aylin, sesi resmi ama altında bir telaş gizliydi. "Demir Bey'in durumu hakkında bir gelişme oldu mu? Size ulaşmaya çalıştı mı?"

Elif'in kalbi hızla çarpmaya başladı. Demir'in kendisini bulmaya çalışmamasını istemesiyle, avukatının bu ani ziyareti arasında bir bağlantı olmalıydı. Ne kadar doğruyu söylemeliydi? Demir'in hayatta olduğunu söylemeli miydi? Yoksa sadece Demir'in sözünü mü dinlemeliydi?

"Ben... ben henüz bir haber alamadım," dedi Elif, sesi titremeye çalışarak. Yalan söylemek hiç onun tarzı değildi ama Demir'in güvenliği her şeyden önemliydi. Gözleri, Aylin'in elindeki dosyaya takıldı. O dosyanın içinde Demir'le ilgili ne gibi bilgiler vardı? Ve Aylin, neden tam da şimdi buradaydı?

Aylin'in gözleri bir an için Elif'in arkasındaki tezgaha takıldı. Elif, o anın dehşetiyle donakaldı. Aylin, kadife kutunun yerini görmüş müydü? Yoksa gördüğünü zannettiği başka bir şey mi vardı? Aylin'in yüzünde beliren o anlık ifade, Elif'in tüylerini diken diken etmeye yetti. Bir şeylerin ters gittiğini, çok ters gittiğini hissediyordu. Aylin'in gözleri tekrar Elif'e döndüğünde, içinde aniden yükselen bir şüphe dalgasıyla karşılaştı. Aylin, Demir'in avukatı mıydı, yoksa başka birinin casusu mu?

"Anlıyorum," dedi Aylin, sesi daha buz gibiydi. "Eğer Demir Bey size ulaşırsa, bana haber vermeniz çok önemli olur. Demir Bey'in...