Beş Yıl Sonra
Chapter 2 — Bozgunun Ardındaki Gölge
Defne'nin nefesi boğazında düğümlendi. Gözleri, Rüzgar'ın yeni bir yalanla onu oyaladığına dair acı gerçekle kilitlenmişti. Kadının Rüzgar'ın beline sarılışındaki samimiyet, buzdan bir el gibi Defne'nin yüreğini sıkıştırdı. Dudakları titriyordu, ne söyleyeceğini bilemiyordu. Sanki yıllar süren onca özlem, onca pişmanlık, bir anda bu tek karelik görüntüyle küle dönmüştü.
Rüzgar, Defne'nin yüzündeki solgunluğu fark edince irkildi. Gözleri önce Defne'ye, sonra da kollarının arasında duran kadına kaydı. Kendini savunma ihtiyacı hissetti. "Defne, bu... bu Selin. İş ortağım." Sesi ne kadar sakin çıksa da, içinde bir panik dalgası büyüyordu. Selin'in sımsıkı sarılmasına engel olamamıştı. Belki de engel olmak istememişti? Bu düşünce bile Defne'nin içini burktu.
Selin, Rüzgar'ın açıklamasından sonra yavaşça geri çekildi. Gözleri Defne'yi süzerken, yüzünde belli belirsiz bir alaycılık vardı. Kahverengi, dalgalı saçları omuzlarına dökülüyor, kusursuz makyajı ve pahalı elbisesiyle tam bir profesyonel imajı çiziyordu. "Tanıştığımıza memnun oldum, Defne Hanım," dedi yapmacık bir gülümsemeyle. Sesi ipek gibi pürüzsüzdü ama altında yatan küstahlık Defne'nin kulağında çınladı.
Defne için bu karşılaşma, bir kabusun yeniden canlanması gibiydi. Rüzgar'ın yüzündeki pişmanlık ifadesi, birdenbire solmuş, yerine acımasız bir gerçek yerleşmişti. Bu kadın, Rüzgar'ın hayatında ne kadar önemliydi? İş ortağı mıydı, yoksa daha fazlası mı? Bu sorular, Defne'nin zihninde zehirli sarmaşıklar gibi dolanmaya başladı. Onu buraya çağıran, ona umut veren kimdi? Rüzgar mı, yoksa sadece kendi geçmişine duyduğu özlem mi?
"Menajerim Aras ile görüşecektim," dedi Defne, sesi buz gibiydi. Selin'e tek bir bakış bile atmadan, doğrudan Rüzgar'a döndü. Gözlerinde artık o eski sevgi değil, sadece derin bir hayal kırıklığı vardı. Bu anı daha fazla uzatmak istemiyordu. Aras'ın onu beklediği söylentisi doğru muydu, yoksa bu da mı Rüzgar'ın bir oyunu?
Aras, Defne'nin gelmeyişine biraz şaşırmıştı ama bunun sebebini tahmin edebiliyordu. Belki de Rüzgar'la karşılaşmışlardı. Başarılı keman virtüözü Defne'nin hayatında ne kadar büyük bir boşluk olduğunu biliyordu. İstanbul'a dönme kararının ne kadar zorlu olduğunu da. Bu yüzden geri adım atmaya niyeti yoktu. Defne'yi tekrar hayata döndürmek, ona yeniden müzikle dolu bir gelecek sunmak istiyordu. Rüzgar'ın ortaya çıkması işleri karıştırabilirdi ama Aras, Defne'nin ne istediğini en iyi kendisinin bildiğine inanıyordu.
Telefonu çaldığında, Aras'ın gözleri ekrana kilitlendi. Arayan Defne'ydi. "Aras, hala o kafede misin?" dedi Defne'nin sesi endişeli çıkıyordu. "Bir sorun çıktı da. Hemen gelmen lazım."
Aras'ın yüzü endişeyle gerildi. "Ne oldu Defne? İyi misin? Neredesin?"
"Boğaz'a nazır o eski kafede... Rüzgar ile karşılaştım. Ve... ve yanında biri vardı," dedi Defne, sesi titriyordu. Söylemek istediği daha çok şey vardı ama kelimeler boğazında düğümleniyordu. "Sanırım, sanırım beni kandırıyor Aras. Bu kadın onun için çok önemli olmalı."
Aras, Defne'nin sözlerini duyduğunda derin bir nefes aldı. Rüzgar'ın Defne'nin hayatına tekrar girme çabaları, artık daha tehlikeli bir hal almıştı. Bu Selin denen kadın kimdi ve Rüzgar'la ne işi vardı? Aras, Defne'yi bu durumdan korumak zorundaydı. Onun ikinci bir kez kırılmasını asla istemiyordu. Bu yüzden hemen harekete geçmeye karar verdi. "Tamam Defne, sakin ol. Hemen geliyorum. Sakın bir yere ayrılma."
Telefonu kapattıktan sonra Aras'ın aklında tek bir düşünce vardı: Rüzgar'ı ve onun gizemli iş ortağını öğrenmek. Bu işin içinde başka bir oyun daha olabilirdi. Defne'nin geçmişiyle yüzleşmesi yeterince zorken, şimdi bir de Rüzgar'ın yeni hayatındaki bilinmezliklerle uğraşmak zorunda kalacaktı. Aras, Defne'nin hayallerini gerçekleştirmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı. Hatta bu, Rüzgar'ın geçmişini deşifre etmek anlamına gelse bile.
Bu sırada, Defne hala o kafedeydi. Rüzgar ve Selin gitmiş, arkalarında sadece boş bir masa ve Defne'nin kırık kalbi kalmıştı. Gözleri dolmuş, dudaklarından sessiz bir hıçkırık dökülmüştü. Tam kalkıp gitmek üzereyken, masanın üzerinde duran küçük, zarif bir not defteri dikkatini çekti. Rüzgar'a ait olduğu belliydi. Merakına yenik düşen Defne, defteri eline aldı. İçinde Rüzgar'ın kendi el yazısıyla yazdığı günlük sayfaları vardı. İlk sayfada, Rüzgar'ın kendi kaleminden dökülen şu cümleler yazıyordu: "Bugün onu bir kez daha gördüm. Yıllar sonra... Kalbim hala aynı hızda çarpıyor. Ama biliyorum, onu hak etmek için daha çok çabalamalıyım. Selin'in yardımı olmadan asla başaramazdım..."