Boğaz'da Bir Gözyaşı
Chapter 1 — Boğaz'da Bir Gözyaşı
Yüksek topuklu ayakkabılarımın acımasız ritmi, Boğaz'ın serin melteminde yankılanıyordu. Annemin yüzüğü parmağımda, sanki onun fısıltılarını taşıyordu: "Asla pes etme, kızım." Ama karşımda duran manzara, pes etmekten başka çare bırakmıyordu.
Babamın ani ölümüyle birlikte, ailemin antika halı şirketi uçurumun kenarına gelmişti. Borçlar dağ gibi yığılmış, alacaklılar kapımıza dayanmıştı. Şimdi ise, hayatımın en zor kararını vermek üzereydim: Şirketi kurtarmak için, sevmediğim bir adamla evlenmek.
İstanbul'un en zengin ve güçlü iş adamlarından biri olan Demir Alkan'ın teklifi, bir cankurtaran simidi gibiydi. Ama bu simide tutunmak, ruhumu satmakla eş değerdi. Demir, acımasızlığı ve soğukluğuyla nam salmış, kalbi buzdan bir adamdı. Onunla bir ömür geçirme düşüncesi, içimde derin bir ürperti yaratıyordu.
Deniz taksiden indim ve Alkan Holding'in ihtişamlı binasına doğru yürüdüm. Camdan duvarlar, İstanbul'un siluetini yansıtıyordu. İçeride, modern sanat eserleri ve pahalı mobilyalarla döşenmiş bir dünya beni bekliyordu. Bu dünya, benim sade ve mütevazı hayatımdan çok farklıydı.
Sekreter, beni Demir'in odasına yönlendirdi. Kapıyı çaldım ve içeri girdim. Demir, devasa masasının arkasında oturuyordu. Koyu renk saçları, keskin bakışları ve kusursuz diksiyonuyla, adeta bir Yunan tanrısını andırıyordu. Ama bu tanrı, merhametsiz bir bakışa sahipti.
"Hoş geldin, Leyla," dedi, sesi buz gibiydi. "Kararını vermeye geldiğini varsayıyorum."
Derin bir nefes aldım. "Evet, Demir Bey. Teklifinizi kabul ediyorum."
Demir'in dudaklarında alaycı bir gülümseme belirdi. "Akıllıca bir karar, Leyla. Ailenin geleceği için fedakarlık yapmaya hazır olduğunu görmek güzel."
İçimde bir şeyler kırıldı. Ben bir fedakarlık nesnesi miydim? Ailem için kendimi feda etmeye mi gelmiştim? Gözlerim doldu. Ona, bu adamla evlenmek istemediğimi haykırmak istedim. Ama yapamadım. Ailemin geleceği, benim ellerimdeydi.
"Evlilik sözleşmesini inceledin mi?" diye sordu Demir, umursamaz bir tavırla.
"Evet," diye cevap verdim, sesim titrek çıkmıştı. Sözleşme, Demir'in tüm mal varlığının evlilik öncesi kendisine ait olduğunu ve boşanma durumunda hiçbir hak iddia edemeyeceğimi belirtiyordu. Yani, bu evlilik benim için sadece bir kağıt parçasıydı.
"O zaman, imzalamaya hazırsın," dedi Demir, kalemi bana uzatarak.
Kalemi aldım ve sözleşmeyi imzalamaya hazırlanırken, odanın kapısı aniden açıldı. İçeri giren kadın, nefes kesici güzellikteydi. Uzun sarı saçları, mavi gözleri ve kusursuz teniyle, bir peri masalından fırlamış gibiydi. Demir'e doğru yürüdü ve onu tutkuyla öptü.
"Demir'ciğim, seni çok özledim," dedi kadın, sesi cilveliydi. Sonra bana döndü ve kaşlarını çattı. "Bu da kim?"
Demir, kadını kollarından nazikçe uzaklaştırdı ve bana baktı. Gözlerinde şeytani bir parıltı vardı. "Tanıştırayım, Sevgili. Bu Leyla. Yakında eşim olacak."