Ay Kanı
Chapter 4 — Kan Kokan Fısıltılar
Alfa'nın sözleri zihnimde yankılanırken, boynumdaki sızı daha da belirginleşti. Bez parçası yaramı sarmıştı ama kanın kokusu hala havada asılı duruyordu. Gözlerimi Alfa'dan ayırmadan, "Ne tür bir bedel?" diye sordum. Sesim olması gerekenden daha titrek çıkmıştı.
Alfa, bir an sessizce yüzümü inceledi. Gözlerindeki o karmaşık ifadeyi çözmeye çalışıyordum. Hayranlık? Çekim? Yoksa sadece acımasız bir avcının merakı mı? Cevabı bulamadım. "Bedel, zamanı geldiğinde öğreneceksin, Ayaz. Şimdilik, sadece dürüst olmanı istiyorum. Her zaman." Sesi, zindanın karanlığında bir fısıltı gibi yayılıyordu.
Alfa'nın eli, yavaşça yüzüme doğru uzandı. Dokunuşu, beklediğim gibi sert değil, şaşırtıcı derecede nazikti. Parmağı, yanağımda hafifçe gezindi. İçimde tuhaf bir ürperti hissettim. Bu adama güvenmemem gerektiğini biliyordum ama vücudum, sanki kendi iradem dışında, onun dokunuşuna tepki veriyordu. "Anlat bana, Ayaz. Nereden geldin?" diye sordu.
Derin bir nefes aldım. Anlatmaya başlamak zorundaydım. Ona yalan söyleyemezdim. En azından şimdilik. "Ben... ben hiçbir şey hatırlamıyorum. Sadece ormanın içindeki bir kulübede uyandım. Orman Ayini'ne kadar hiçbir şey hatırlamıyorum." Gözlerimi kaçırdım. Bu kadar az şey hatırlamak utanç vericiydi.
Alfa, bir an düşündü. "Orman Ayini... İlginç." Yüzünde beliren ifadeyi çözemiyordum. "Peki, o gece ne oldu? Dönüşümün... çok güçlüydü."
O geceyi hatırlamak, içimde bir fırtına koparmıştı. Kontrolsüz bir güç, dayanılmaz bir acı... ve sonra karanlık. "Kontrolümü kaybettim. Hatırladığım son şey, kemiklerimin kırıldığını hissetmemdi."
Alfa, başını salladı. "Sen farklısın, Ayaz. Bunu hissedebiliyorum. Senin içinde uyuyan bir güç var. Eğer onu kontrol etmeyi öğrenirsen... inanılmaz şeyler yapabilirsin."
Kapının ardında bir hareketlilik oldu. Biri geliyordu. Alfa, aniden geri çekildi. Yüzündeki ifade değişti. Sert ve acımasızdı. "Unutma Ayaz, sana bir şans veriyorum. Ama beni hayal kırıklığına uğratırsan... sonuçları ağır olur."
Kapı açıldı ve içeri iki kurtadam girdi. Yüzleri ifadesizdi. Alfa'ya doğru başlarını eğdiler. "Alfa," dediler aynı anda.
Alfa, bana son bir bakış attı. Gözlerinde, okuyamadığım bir uyarı vardı. "Ayaz'ı hücreye geri götürün. Ve onu gözünüzden ayırmayın."
Kurtadamlar, beni kollarımda sıkıca kavradılar. Direnmedim. Zindanın karanlık koridorlarına doğru sürüklenirken, Alfa'nın son sözleri zihnimde yankılanıyordu: 'Sonuçları ağır olur.' Ne tür sonuçlar? Ve neden bana bu kadar çok ilgi gösteriyordu? Cevaplar, zindanın karanlığında kaybolmuştu. Ama bir şeyden emindim. Alfa'nın benden sakladığı bir şeyler vardı. Ve ben, onu öğrenmek zorundaydım. Zindanın sonuna doğru ilerlerken, bir fısıltı duydum. Kan kokan bir fısıltı...