Ay Kanı

Chapter 9 — Gümüşün Fısıltısı

Alfa'nın sesi ormanda yankılandı. Kağan, durdu. Yaratık, Kağan'a döndü ve kısık bir sesle, "Oyalama onu. Gitmemiz gerek," dedi.

Kağan, Alfa'ya baktı. Gözlerinde öfke ve hayal kırıklığı vardı. Gümüş bıçak parlıyordu, ay ışığı altında ölümcül bir yılan gibiydi. Kağan'ın içinde bir şey kırıldı. Alfa ona yalan söylemişti. Ondan bir şeyler saklamıştı. Ama ne?

"Neden, Alfa?" diye sordu Kağan. Sesi, derin ve yabancıydı, sanki kendi sesi değilmiş gibiydi. "Benden ne saklıyorsun?"

Alfa bir an duraksadı. Yüzünde bir çaresizlik ifadesi belirdi. "Kağan, anlamıyorsun. Bu yaratık… o seni kullanıyor. O, senin gücünü istiyor."

"Benim gücüm mü?" Kağan alayla güldü. "Benim gücüm, senin zindanında çürüyordu. Ta ki o gelene kadar."

Yaratık sabırsızlandı. Kağan'ın kolunu tuttu ve onu ormanın derinliklerine doğru çekmeye başladı. "Vakit kaybediyoruz. Gel benimle, Kağan. Sana gerçek kim olduğunu göstereceğim."

Kağan, Alfa'ya son bir kez baktı. Gözlerinde bir karar belirdi. "Üzgünüm, Alfa. Ama artık sana güvenmiyorum."

Kağan, yaratığın peşinden koşmaya başladı. Ormanın karanlığı, onları yutuyordu. Alfa, arkalarından koştu, gümüş bıçağı havada savurarak. Ama Kağan ve yaratık, çok hızlıydılar. Kısa sürede, Alfa'nın görüş alanından çıktılar.

Alfa, bir ağacın dibine çöktü. Nefes nefese kalmıştı. Kağan'ı kaybetmişti. Ama pes etmeyecekti. Onu bulacaktı. Ve onu, bu yaratığın pençelerinden kurtaracaktı. Ne pahasına olursa olsun.

Aniden, bir fısıltı duydu. Sanki gümüş bıçak konuşuyordu. Fısıltı, Alfa'nın zihnine nüfuz etti, ona bir yol gösteriyordu. Bıçağın üzerinde, eski bir yazı belirdi. Yazı, Alfa'ya, Kağan'ı bulmak için izlemesi gereken yolu gösteriyordu. Ama aynı zamanda, bir uyarı da içeriyordu: "Bedeli ağır olacak…"

Alfa, bıçağa baktı. Bedel umurunda değildi. Kağan'ı kurtarmak için her şeyi yapmaya hazırdı. Derin bir nefes aldı ve bıçağın gösterdiği yöne doğru koşmaya başladı. Orman, onu bir kez daha yutuyordu. Ama bu sefer, yalnız değildi. Gümüşün fısıltısı, ona yol gösteriyordu…