Balerin ve Çiçekçi

Chapter 3 — Gülün Dikenleri Elimi Kanattığında

Demir'in sesi, soğuk bir rüzgar gibi Elif'in kulaklarında yankılandı. Geri döndüğünü ve bir şey isteyeceğini söylemişti. Yıllar geçmişti ama Demir'in varlığı, Elif'in içinde bastırdığı ne kadar yara varsa hepsini yeniden kanatmıştı. Çiçekçi dükkanının loş ışığında, Demir'in yüzündeki ifadeyi seçmek zordu. O sert çene hattı, keskin bakışları… Hepsi aynıydı, ama aynı zamanda çok farklıydı. Sanki karşısındaki adam, tanıdığı Demir değil de, onun gölgesiydi.

Elif, kekeledi. "Ne… ne istiyorsun benden, Demir? Yıllarca ortada yoktun. Şimdi çıkıp gelmişsin ve…"

Demir, bir adım daha yaklaştı. Elif’in etrafındaki hava aniden ağırlaştı, sanki boğuluyormuş gibi hissetti. Çiçeklerin tatlı kokusu bile bu gerginliği dağıtmaya yetmiyordu. Demir, elini yavaşça uzattı ve Elif’in titreyen elinin üzerine koydu. Eli buz gibiydi. Elif irkildi ama elini çekmedi. Bu dokunuş, geçmişin tüm anılarını üzerine boca etmiş gibiydi. O ilk tanışmaları, Boğaz kıyısındaki o yaz akşamları, birbirlerine verdikleri sözler… Hepsi bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti.

"Sana her şeyi anlatacağım, Elif," dedi Demir, sesi şimdi biraz daha yumuşak çıkıyordu, ama içindeki buz tabakası hala belirgindi. "Ama önce, benim için bir şey yapmalısın. Senin yardımına ihtiyacım var."

Elif’in kalbi hızla çarpmaya başladı. Demir'in gözlerindeki o okunması güç ifade, ne olursa olsun peşini bırakmayacağını haykırıyordu. Onun yardımına ihtiyacı olması… Bu ne anlama geliyordu? Demir Arslan, kimden yardım isteyebilirdi ki? Ve neden özellikle Elif’ten?

"Ne… ne demek istiyorsun? Ne yapmamı istiyorsun?"

Demir, Elif’in elini daha sıkı kavradı. "Bana inanman gerekiyor, Elif. Ve bana güvenmen."

Elif, Demir'in sözlerindeki samimiyeti hissetmeye çalıştı ama yılların acısı ve ihanet korkusu onu engelliyordu. Kaza… O kazadan sonra her şey değişmişti. Demir’in ortadan kayboluşu, kendi hayatının paramparça oluşu… Şimdi ise karşısında duruyordu, hayatının hem en büyük aşkı hem de en büyük yarası.

"Güvenmek mi?" diye sordu Elif, sesi titriyordu. "Nasıl güveneyim sana, Demir? Sen beni nasıl terk ettiğini unutmadım."

Demir’in yüzündeki ifade bir anlığına değişti, sanki bir acı dalgası geçmişti üzerinden. Ama hızla toparladı kendini. "Geçmişi değiştiremeyiz, Elif. Ama geleceği birlikte yazabiliriz. Eğer sen de istersen."

Bu sözler, Elif’in zihninde bir çığlık gibi yankılandı. Geleceği birlikte yazmak… Demir'in teklifi, yıllardır içinde büyüttüğü umut kırıntılarını yeniden alevlendirmişti. Ama aynı zamanda, geçmişin karanlık gölgeleri de daha belirgin hale gelmişti. Demir’in isteğinin ne olduğunu bilmeden, ona evet diyebilir miydi? Ya yine aynı acıları yaşarsa?

Demir, Elif’in gözlerindeki tereddüdü fark etti. "Biliyorum, kolay değil," dedi. "Ama bana bir şans ver. Bana bu isteğimi yerine getirme şansı ver. Sonrasında, ne olursa olsun, istediğin gibi davranırsın."

Elif, Demir’in gözlerine bakıyordu. O buz gibi bakışların ardında, belki de bir zamanlar sevdiği adamın bir parçası hala yaşıyordu. Ama ya bu sadece bir tuzaksa? Ya Demir’in isteği, onu daha da büyük bir tehlikeye atacaksa?

Elif derin bir nefes aldı. Kalbi göğsünden fırlayacak gibi atıyordu. Karşısındaki adam, hayatının en önemli dönüm noktasıydı. Bu fırsatı kaçırmak istemiyordu, ama aynı zamanda tekrar incinmekten de korkuyordu. Sonunda, dudaklarını araladı ve birkaç kelime döküldü:

"Peki," dedi Elif, sesi beklenmedik bir kararlılıkla çıkmıştı. "Anlat, Demir. Ne istiyorsun benden?"

Demir’in yüzünde belli belirsiz bir rahatlama ifadesi belirdi. Elini Elif’in elinden çekti ve masanın üzerindeki zarif, antika görünümlü bir mücevher kutusunu Elif'e doğru itti. Kutu, kadife kumaşla kaplıydı ve üzerinde işlemeli bir desen vardı. Elif, kutuya şaşkınlıkla baktı. Demir’in isteği, bu kutunun içindeydi demekti. Kutuyu açmaya uzandı, parmakları soğuk metal kilit üzerinde gezinirken, Demir aniden:

"Dur, Elif!" dedi. Sesi, daha önce hiç duymadığı kadar keskin ve endişeliydi. "O kutuyu asla kendi başına açma. Sadece… sadece bana söz ver. Bana o kutuyu asla açmayacağına dair söz ver."