Boğaz'da Bir Gözyaşı
Chapter 3 — Camdan Kalplerin Yankısı
Leyla’nın kalbi göğüs kafesine sığmazcasına çarpıyordu. Demir Alkan’ın sevgilisinin ağzından dökülen davet, sanki buzlu bir el gibi ensesini kavrayıp onu buz gibi bir suya atmıştı. Demir’in ailesiyle tanışma yemeği? Bu, Leyla için hem bir tuzak hem de bir kabus demekti. Kendisini nasıl bir ortama soktuğunu henüz tam olarak kavrayamasa da, bu teklifin masum bir nezaket gösterisi olmadığını biliyordu. Gözleri istemeden Demir’e kaydı. Adam, her zamanki gibi ifadesiz bir yüzle, sanki bu konuşma sadece arka planda çalan bir müzikmiş gibi duruyordu. Ancak Leyla, onun bu sakinliğinin altında yatan fırtınaları sezebiliyordu. Her hareketinde, her bakışında gizlenen bir hesap vardı.
“Ne o, Leyla Hanım?” diye sordu sevgilisi, sesindeki alaycı tonu gizlemeye tenezzül bile etmeden. “Yoksa bu kadarını beklemiyordunuz mu? Demir’in hayatında sizin gibi bir… ‘yardımcı’ olduğundan mı bahsediyorum, yoksa ailesiyle olan karmaşık ilişkilerinden mi? Hangisi sizi bu kadar ürküttü?”
Leyla derin bir nefes aldı. Ailesi… Babasının yüzü gözünün önüne geldi. Şirketin borç batağında olması, babasının sağlığının her geçen gün bozulması… Tüm bunlar, onun bu evliliğe evet demesine neden olmuştu. Demir’in soğuk ilgisi, bu kadının küstahlığı, hepsi bu fedakarlığın bir parçasıydı. Ama pes etmek Leyla’nın fıtratında yoktu.
“Hayır,” dedi Leyla, sesindeki titremeyi bastırmaya çalışarak. “Sadece biraz hazırlıksız yakalandım. Ancak size ve Demir Bey’in ailesine saygısızlık etmek istemem. Bu yemeği kabul ediyorum.”
Demir’in sevgilisinin yüzünde zafer dolu bir gülümseme belirdi. Gözleri Leyla’nın üzerinde gezinirken, adeta onu tartıyor, zayıf noktalarını arıyordu. “Harika,” dedi uzatarak. “O zaman yarın akşam yemeğimiz var. Demir’in yalısındayız. Ben sizi evinizden aldıracağım. Sadece… ne giyeceğinizi iyi seçin. Demir’in annesi biraz titizdir.” Cümlesini bitirirken göz kırptı ve arkasını dönüp odadan çıktı, ardında yoğun bir parfüm kokusu ve Leyla’nın zihninde dönen binlerce soru bırakarak.
Leyla bir an hareketsiz kaldı. Demir Alkan’ın yalı… Annesi… Bu gece ne giyeceği… Hepsi birer yeni sınavdı. Yavaşça ayağa kalktı. Demir’e baktı. Adamın dudaklarının kenarında belli belirsiz bir tebessüm vardı, ama gözleri hâlâ buz gibiydi. “Sanırım benim için de bir planın var, değil mi?” diye sordu Leyla, sesi artık daha kendinden emindi. Demir’in cevabı, Leyla’nın içine bir kez daha soğuk bir ürperti düşürdü.
“Senin için tek bir planım var, Leyla,” dedi Demir, sesi derin bir uğultu gibiydi. “Ve bu plan, ikimizi de tahmin edemeyeceğin yerlere götürecek.”
Odanın kapısı arkalarından kapandı. Leyla, Demir’in yüzündeki o nadir görülen ifadeyi izlerken, bunun ne anlama geldiğini çözmeye çalışıyordu. Bu evlilik, sadece ailesini kurtarmakla kalmayacak, onu Demir Alkan’ın karanlık ve karmaşık dünyasının içine çekip çıkaracaktı. Ve yalıdaki aile yemeği, bu yolculuğun sadece ilk adımıydı. Leyla, kendini sıradan bir sözleşme imzalamış gibi değil, bilinmez bir geleceğe doğru atılmış bir adım gibi hissediyordu. Demir’in gözlerindeki o ifade, bir uyarı mıydı, yoksa bir vaat mi? Bunu anlamak için ya çok geç kalacaktı ya da her şeyin üstesinden gelecekti. Ama şu an tek bildiği, yarın akşamın onu beklediğiydi.
Zaman akıp giderken, Leyla odasında oturmuş, pencereden dışarıdaki ışıl ışıl şehre bakıyordu. Demir’in odasındaki sözleri zihninde yankılanıyordu: 'Tahmin edemeyeceğin yerlere götürecek.' Bu sözler, hem bir korku hem de garip bir merak uyandırıyordu. Demir Alkan kimdi gerçekten? Bu evliliğin ardındaki asıl sebep neydi? O soğuk bakışların ardında ne saklıyordu? Sevgilisinin küstahlığı ve yemek daveti, sadece birer test miydi? Aklındaki sorular birbirini kovalamaya devam ederken, Leyla ansızın pencereye vuran hafif bir tıkırtıyla irkildi. Gözleri merakla sese doğru yöneldi. Pencere camının dışından, ona doğru el sallayan bir silüet vardı. Leyla’nın nefesi kesildi. Bu beklenmedik misafir kim olabilirdi ki?