Boğaz'da Bir Gözyaşı

Chapter 4 — Balkondaki Gölge

Leyla'nın kalbi göğüs kafesinden fırlayacak gibi atıyordu. Pencere pervazına tırmanmış, yüzünde tuhaf bir ifadeyle ona bakan o silüet... Kim olabilirdi bu saatte? Demir mi? Hayır, Demir bu saatte asla bu kadar rahat davranmazdı. Titreyen elleriyle pencereyi araladı. Soğuk gece havası yüzüne çarptı, ama içindeki ürpertiyi dindirmeye yetmedi.

“Kimsin sen?” diye fısıldadı, sesi nefesiyle karışıp havada kayboldu.

Gölge gülümsedi, karanlıkta parlayan gözleri Leyla'ya kenetlendi. Sesi alçak, bir fısıltı kadar yumuşak ama aynı zamanda derinden gelen bir tınıya sahipti. “Seni merak eden biri,” dedi. “Ve belki de sana yardım etmek isteyen biri.”

Leyla’nın kaşları çatıldı. Yardım mı? Bu evlilikte kim kime yardım edebilirdi ki? Demir’in ailesiyle tanışma yemeği yalanı bile yeterince başını döndürmüşken, şimdi de bu gizemli yabancı… “Kim olduğunu söylemeden bana yardım edemezsin,” dedi daha kararlı bir sesle.

Gölge bir adım daha attı, balkona ayak bastı. Leyla geriledi. Adam, ya da kadın, tam olarak seçemiyordu, ama omuzlarının genişliği ve duruşu güçlü bir erkek imajı veriyordu. Üzerindeki koyu renkli, şık trençkot, geceye karışmasını kolaylaştırıyordu.

“Adım önemli değil,” dedi misafir. “Ama bildiğim bir şey var ki, bu evlilik seni mutlu etmeyecek. Demir Alkan ile bir gelecek kurmak, küllerle dans etmek gibidir, Leyla Hanım.”

Leyla’nın nefesi kesildi. Bu yabancının adını bilmesi… Ve Demir hakkında bu kadar rahat konuşması… “Nereden biliyorsun benimle Demir’in evleneceğini? Ve adım… Adımı da mı biliyorsun?”

“Her şeyi biliyorum,” dedi gölge, sesi tehditkar değil, daha çok bir uyarı gibiydi. “Ailenin içinde bulunduğu durumu, şirketinin tehlikede olduğunu ve Demir’in bu durumu kendi lehine kullandığını biliyorum. Demir'in kalbinin buzdan olduğunu, ama buza bile sığdıramayacağı bir sevgilisi olduğunu da biliyorum.”

Bu son cümle Leyla’nın içini acıttı. Demir’in sevgilisi… O davetkar gülüşü, küçümseyen bakışları aklına geldi. “Sen kimsin?” diye tekrar sordu, bu sefer daha büyük bir merakla, ama aynı zamanda bir parça da korkuyla.

“Ben, senin bu oyunda piyon olmadığını kanıtlamana yardım edecek kişiyim,” dedi gölge. Elini uzattı, avucunda küçük, siyah bir kadife kutu vardı. “Bu gece, bu kutu sana ait. Demir’in evindeki kasada sakladığı önemli bir belge var. Ailenin şirketini kurtarmak için sana sunduğu anlaşmanın arkasında gizlenen bir şey var. Bu belgeyi ele geçirirsen, pazarlık gücün artar. Hem Demir’e karşı hem de… başka oyunlara karşı.”

Leyla tereddütle kutuya baktı. Elindeki bir belge… Demir’in hayatına bu kadar girmek, onun sırlarını öğrenmek… Bu doğru muydu? Ailesi için her şeyi yapabilirdi, ama bu kadar tehlikeli bir yola girmek…

“Neden bana yardım ediyorsun?” diye sordu.

“Çünkü Demir Alkan’ın her istediğini elde etmesine izin vermek istemiyorum,” dedi gölge, sesi soğuk ve kararlıydı. “O kasada ne olduğunu bilmek istiyor musun? Demir’in ailesiyle yemeğe çıkmadan önce, ona küçük bir sürpriz yapmak ister misin?”

Leyla, elindeki kutuya baktı. İçinde ne olduğunu bilmiyordu ama yabancının sözleri zihninde yankılanıyordu. Demir’in ailesiyle tanışma yemeği… O yemeğe eli boş gitmek istemiyordu. Belki de bu, sadece ailesini kurtarmak için değil, kendi geleceği için de bir şanstı. Gözleri kararlılıkla parladı. Elini uzattı ve kutuyu aldı. Kutunun dokusu parmak uçlarında ipek gibi kaydı. “Tamam,” dedi. “Ne yapmam gerekiyor?”

“Yarın akşam, yemek sırasında Demir’in odasına sızacaksın,” dedi gölge. “Kasayı açmak için gereken şifreyi sana göndereceğim. Ama dikkatli ol. Demir’in sevgilisi… o beklediğinden daha tehlikeli olabilir. Ve Demir… o asla tahmin edemeyeceğin kadar acımasız.”

Gölge, bir hamleyle tekrar pencere pervazına çıktı. “Şimdi gitmem gerek. Yarın akşam… Her şey senin ellerinde olacak.” Ve arkasında hiçbir iz bırakmadan karanlığa karıştı.

Leyla kapıyı çekip kilitledi. Kalbi hala hızla çarpıyordu ama şimdi içinde yeni bir duygu vardı: tehlikeli bir umut. Elindeki kadife kutu, ağırlığıyla varlığını hissettiriyordu. Yarın akşam… Demir’in yalısında, buz gibi bir evlilikle ve beklenmedik bir tehlikeyle yüzleşecekti. Peki ya bu kutunun içindeki sır neydi? Ve Demir’in odasındaki kasayı açmayı başarırsa, hayatı gerçekten değişecek miydi? Ya da daha da büyük bir tehlikeye mi sürüklenecekti?

Tam bu düşüncelerle boğuşurken, telefonuna bir mesaj geldi. Tanımsız bir numaradandı. Mesajı açtı: “Kasa şifresi: 742918. Unutma Leyla, her adımını dikkatli at. Demir’in yatağının altındaki gizli bölmede, senin için küçük bir ‘hediye’ var…” Leyla’nın gözleri fal taşı gibi açıldı. Demir’in yatağının altındaki gizli bölme mi? Ne hediyesiydi bu? Ve bu mesajı kim göndermişti? O gizemli gölge mi, yoksa bambaşka biri mi?