Boğaz'da Bir Gözyaşı
Chapter 7 — Gölge Oyunu ve Kırık Kalpler
Demir'in öfkeli bakışları Leyla'nın üzerinde kenetlenmişti. Sevgilisinin elindeki telefonun ekranından yansıyan görüntü, Leyla'nın yanaklarını yakıyordu. Utanç ve öfke birbirine karışırken, zihninde binlerce soru dönüyordu: Demir bunu nasıl yapabilirdi? Sevdiği kadının eliyle onu tuzağa düşürmek? Ve o yabancı kimdi, neden ona yardım ediyordu?
"Ne işin vardı benim odamda, Leyla?" Demir'in sesi buz gibiydi, her kelimesi birer hançer gibi havada asılı kalmıştı. Leyla, titreyen dudaklarını zorlukla birbirine bastırdı. Söyleyecek söz bulamıyordu. Kasayı açtığı, günlüğü karıştırdığı gerçeği ortadaydı. Demir'in sevgilisinin elindeki kanıtla birlikte, durumu daha da kötüleşmişti.
"Ben... ben sadece merak ettim," diye fısıldadı Leyla, sesi zar zor duyuluyordu. Gözleri yerdeydi, Demir'in gözlerindeki hayal kırıklığını ve öfkeyi görmek istemiyordu.
Demir'in sevgilisi, yani Elif, alaycı bir gülümsemeyle Leyla'ya baktı. "Merak mı? Yoksa kocamın sırlarını mı arıyordun, Leyla Hanım? Demir Bey'in size anlatmadığı çok şey var anlaşılan." Elif'in sesi iğneleyiciydi, her kelimesi Leyla'ya batıyordu. Telefonunu biraz daha yukarı kaldırarak videoyu kaydetmeye devam etti.
Demir, Elif'in bu tavrına kaşlarını çattı ama Leyla'ya dönerek konuştu. "Odanın kapısı her zaman kilitlidir, Leyla. İçeri nasıl girdiğini anlamış değilim." Gözleri Leyla'nın üzerindeki elbisesine kaydı, sanki bir ipucu arıyordu. Leyla, geçen gece pencereden giren gizemli yabancıyı düşündü. Kadife kutudaki aletler... Acaba o mu yardım etmişti? Ama neden?
Tam o sırada, Demir'in annesi Ayşe Hanım kapıyı tıklatmadan içeri girdi. Elindeki zarif, işlemeli bir bohça dikkat çekiyordu. Leyla'yı Demir'in odasında, Elif ile birlikte görünce yüzü şaşkınlıkla donakaldı. Elif'in elindeki telefona ve Leyla'nın perişan haline bakarak durumu anlamaya çalıştı.
"Demir? Leyla? Ne oluyor burada?" dedi Ayşe Hanım, sesinde endişe vardı.
Elif hızla toparlandı. "Anneciğim, sadece Leyla Hanım'ın biraz... meraklı olduğunu konuşuyorduk. Demir Bey'in odasında ne aradığını anlamaya çalışıyorduk." Elif, Leyla'nın günlüğünün durduğu masayı işaret etti. Ayşe Hanım'ın gözleri o masaya takıldı, ardından Leyla'nın yüzündeki solgunluğa. Geçen gece gördüğü o günlük... Kızının odasında ne işi vardı?
Ayşe Hanım, Leyla'nın masasında duran günlüğe bakarken gözleri irileşti. O günlüğü daha önce görmüştü, Leyla'nın ailesine ait bir eşya olmalıydı. Kızının hatıralarıyla dolu, en mahrem anlarının saklandığı bir hazine... Neden Demir'in odasında, üstelik bu haldeydi?
Leyla, Ayşe Hanım'ın yüzündeki ifadeyi fark etti. Kadının gözlerindeki o tanıdık korku ve panik... Tıpkı annesinin yüzündeki gibiydi. Bir anlığına, Demir'in annesinin de bu işin içinde bir rolü olup olmadığını düşündü. Belki de kasayı açması için verilen mesaj, doğrudan Ayşe Hanım'ın yönlendirmesiyle gelmişti?
Demir, annesinin tepkisini görünce daha da gerildi. "Anne, bu Leyla'nın özel eşyası değil. Demir Alkan'ın özel alanı burası." Sesindeki uyarı açıktı. Annesini bu konudan uzak tutmaya çalışıyordu.
Ayşe Hanım, Demir'in sözlerine aldırmadan Leyla'ya doğru bir adım attı. Yüzü bembeyaz olmuştu. Elindeki bohçayı yere bırakıp titrek ellerle Leyla'nın kolundan tuttu. "Kızım," dedi kısık bir sesle, gözleri dolmuştu. "Bu... bu sana ait olmamalı. Bu eşyalar... Bunlar benim olmalıydı." Ne dediğini tam olarak anlayamıyordu Leyla. Ayşe Hanım'ın sözleri birbirine giriyordu, sanki geçmişteki travmatik bir anı yeniden canlanmıştı.
Elif, bu beklenmedik gelişme karşısında şaşkına dönmüştü. Durumu lehine çevirmek için fırsatı kaçırmak istemedi. Telefonunu yeniden kayda aldı. "Ayşe Hanım, ne demek istiyorsunuz? Leyla Hanım'ın bu eşyalarla ne alakası var? Ve neden Demir Bey'in odasında bulduk? Demir Bey, bu kadının geçmişi hakkında size hiçbir şey anlatmadı mı?"
Demir, Elif'in son sözleriyle iyice sinirlendi. Elini Elif'in telefonuna doğru uzattı. "Yeter artık Elif! Bu kaydı hemen sil!"
Tam Demir, Elif'in telefonunu almaya yeltenirken, Ayşe Hanım acı içinde bir çığlık attı. Leyla'nın elindeki günlüğü işaret ediyordu. Günlüğün sayfasında, solmuş bir çiçek ve okunaksız bir yazı vardı. Ayşe Hanım'ın gözleri o yazıda takılı kaldı. Yüzü korkuyla daha da buruştu. "Hayır! Bu olamaz! Bu yazı... bu imkansız! Bu benim hatıram!"
Leyla, Ayşe Hanım'ın bu tepkisiyle neye uğradığını şaşırdı. Günlüğün arasındaki o solmuş çiçek ve yazı, Ayşe Hanım için bu kadar önemli miydi? Ve o yazı ne anlama geliyordu? Demir'in annesi, kocasının odasında bulduğu bu eski günlükle ne kadar derinden bağlantılıydı? Leyla, Demir'in sırlarının sadece onunla sınırlı olmadığını, ailenin karanlık geçmişinin de bu evin duvarları arasında saklı olduğunu anlamaya başlıyordu. Ancak Ayşe Hanım'ın az önce söylediği şey, tüm denklemi değiştirecek nitelikteydi. O yazı, Ayşe Hanım'ın kendi hatırasıysa, Leyla'nın ailesinin o günlüğe ne ilgisi olabilirdi? Yoksa Leyla'nın ailesiyle Demir'in ailesi arasında göründüğünden çok daha derin ve karanlık bir bağ mı vardı?
Leyla, Ayşe Hanım'ın çaresiz bakışları ve Elif'in gizlice kayda devam eden telefonuyla ortada kalakalmıştı. Demir'in öfkeli yüzü ve annesinin yaşadığı travma, onu bir anda iki ateşin ortasına atmıştı. Hangi sır perdesini aralaması gerekiyordu? Ailesinin geçmişi mi, yoksa Demir'in ailesinin karanlık sırları mı? Ve bu sırların ortasında, kendini nasıl koruyacaktı?