Ay Kanı
Chapter 6 — Karanlığın Fısıltısı
Alfa'nın zindandan fırlamasıyla birlikte Ayaz, yalnızlığın ve korkunun derin sularına gömüldü. Uluma, kulaklarında yankılanmaya devam ediyordu. Zindanın taş duvarları bile bu uğursuz ses karşısında çaresiz kalmıştı.
Zincirleri çekiştirdi. Kaçmak imkansızdı. Ama burada, karanlıkta beklemek de ölümle aynı anlama geliyordu. Alfa'nın emri zihnine kazınmıştı: "Sakın dışarı çıkmaya kalkma!" Ancak o emir, içindeki kurt dürtüsünü bastırmaya yetmiyordu.
Bir an sonra, uluma daha da yaklaştı. Sanki zindanın hemen dışındaydı. Ayaz'ın tüyleri diken diken oldu. Bu ses, daha önce hiç duymadığı bir şeydi. Kurt ulumasından çok, cehennemin dibinden gelen bir fısıltıya benziyordu.
Zindanın kapısı gıcırdadı. Tahta ve metalin sürtünme sesi, gerilimi daha da artırdı. Ayaz nefesini tuttu. Kapının ardında ne olduğunu bilmiyordu, ama beklediği şeyin iyi olmadığı kesindi.
Kapı yavaşça açıldı. Karanlık, zindanın içine doğru aktı. Ayaz, gözlerini kamaştıran bir siluet gördü. İnsan mıydı, kurt mu, yoksa başka bir şey mi, ayırt edemiyordu.
Siluet, bir adım attı. Ardından bir adım daha. Her adımda, zindanın içindeki hava daha da soğudu. Ayaz, vücudundaki her hücrenin alarm verdiğini hissediyordu. Bu yaratık, ondan bir şeyler istiyordu.
"Kimsin sen?" diye sordu Ayaz, sesi titrek bir fısıltıdan ibaretti. Cevap gelmedi. Sadece karanlığın fısıltısı duyuldu. Siluet, Ayaz'a doğru yaklaştı. Artık yüz hatları belli belirsiz seçilebiliyordu. Gözleri, karanlıkta parıldayan iki kor ateş gibiydi.
Siluet, bir eliyle zincirleri tuttuğu duvara yaslandı. Diğer elini Ayaz'a doğru uzattı. Ayaz, geri çekilmek istedi, ama zincirler onu engelledi. Yaratığın soğuk parmakları, çıplak tenine dokundu.
"Sen," diye fısıldadı yaratık, sesi kuru bir yaprak hışırtısına benziyordu, "bizdensin."