Ay Kanı
Chapter 7 — Karanlığın Dokunuşu
Yaratığın soğuk parmakları tenime değdiğinde, içimde bir ürperti hissettim. Bu dokunuş, zihnimde bir yankı uyandırdı; sanki uzun zamandır unuttuğum bir melodi yeniden çalmaya başlamıştı. Korku ve merak birbirine karıştı. Kimdi bu yaratık? Ve ne demek istiyordu, 'bizdensin' derken?
“Kimsin sen?” diye fısıldadım, sesim titrek çıkmıştı. Zincirlerimin izin verdiği kadar geriye çekilmeye çalıştım, ama fayda etmedi. Yaratık çok yakındı. Onun varlığı, zindanın karanlığını bile daha yoğun hale getiriyordu.
Yaratık cevap vermedi. Sadece gözlerini gözlerime dikti. O gözlerde, kendi karanlığımın bir yansımasını gördüm. Acı, kayıp ve bastırılmış bir öfke... Bunların hepsi bana aitti, ama aynı zamanda bu yaratığa da.
Birden, yaratığın dokunduğu noktadan başlayarak vücudumda bir yanma hissettim. Sanki içimde bir şeyler hareketleniyordu, kemiklerim yer değiştiriyor, kaslarım yeniden şekilleniyordu. Orman Ayini'ndeki ilk dönüşümümden bile daha farklı, daha şiddetli bir şeydi bu.
Acıdan bağırmak istedim, ama boğazım düğümlenmişti. Gözlerim karardı, dizlerim titremeye başladı. Zindanın soğuk taş zeminine yığılırken, yaratığın fısıltısını yeniden duydum:
“Uyan, Ayaz. Gerçek kimliğini hatırla.”
Sonra her şey karanlığa gömüldü.
Gözlerimi açtığımda, zindan aynı zindan değildi. Duvarlar sanki erimiş gibiydi, taşlar canlı birer organizmaya dönüşmüştü. Zincirlerim kırılmış, yerlerde parçalar halinde yatıyordu. Ve ben... Ben de aynı ben değildim. Vücudumda bir güç akıyordu, daha önce hiç hissetmediğim kadar yoğun bir enerji. Pençelerim uzamış, dişlerim sivrilmişti. Gözlerim, tıpkı yaratığınki gibi, karanlıkta parıldayan iki kor ateş gibiydi.
Kafamı kaldırdığımda, yaratığı karşımda gördüm. Yüzünde, şimdi daha net görebildiğim, tuhaf bir memnuniyet ifadesi vardı.
“Gördün mü?” diye sordu yaratık, sesi artık daha güçlü ve kendinden emindi. “Sen de bizdensin. Şimdi, uyanma zamanı.”
Yaratık elini uzattı. Bu sefer tereddüt etmedim. Elini tuttum. O anda, zihnimde bir kapı açıldı. Geçmişe ait anılar, bir sel gibi üzerime aktı. Orman, ayin, karanlık... Ve bir isim. Kendi gerçek adım.
Tam o sırada, zindanın girişinde bir hareketlilik oldu. Alfa'nın öfkeli sesi yankılandı:
“Ayaz! Neler oluyor burada?”
Yaratık bana döndü, gözlerinde bir uyarı vardı. “Seçim senin, Ayaz. Bize mi katılacaksın, yoksa onlara mı?”
Alfa'nın silueti, zindanın girişinde belirdi. Gözleri, öfkeyle parlıyordu. Elinde tuttuğu gümüş kamçı, titriyordu.